Popüler Yayınlar

15 Ekim 2023 Pazar

Öğrenciler İçin Zaman Yönetimi

Bu makalemde neler bulacağınıza dair kısa bir video oluşturdum. Videoyu izledikten sonra okumayı tercih edebilirsiniz.


Mesleğim gereği iş dünyasına yönelik zaman yönetimi eğitimleri veriyorum. Zaman yönetimi üzerine yıllardır okuyor, araştırıyor, düşünüyor ve sunumlar yapıyorum. Elbette kendi zamanımı da en verimli şekilde yönetmeye çalışıyorum. Bildiğim kadarıyla ilkokul, ortaokul ve lise müfredatlarında zaman yönetimine dair bir konu işlenmiyor. Oysa zaman yönetimini öğrenmek için en doğru dönem öğrencilik yıllarıdır. Bu yüzden bu makaleyi sana, yani öğrencilere yazdım.

 

Öğrencilik hayatı, iş hayatı gibi olmasa da kendine has yoğunlukları, öncelikleri ve dikkat dağıtıcıları olan bir dönemdir. Dersler, ödevler, sınavlar, arkadaşlar, aile, spor, oyunlar, telefon... Hepsi senin zamanını istiyor. Zaman yönetimi sadece derslerinde başarılı olman için değil, daha az stresli, daha dengeli ve daha keyifli bir öğrencilik hayatı yaşaman için de çok önemli.

 

Bu makaleyi daha çok ortaokul ve lise öğrencilerini düşünerek yazdım. Üniversitedeysen önerilerin çoğu senin için de geçerli; sana özel birkaç notu da makalenin sonuna ekledim. Anne babalar için de sonda kısa bir not var.

 

Not: Zaman yönetimini iş ve özel hayat açısından ele aldığım Zaman Yönetimi makalemi ve zamanımızı çalan tuzakları anlattığım Zaman Hırsızları makalemi de okumanı öneririm.

 

Zihnindeki İki Güç

Zamanı iyi yönetmek farkındalık ve irade gerektirir. Önce zamanını iyi değerlendirip değerlendirmediğini, boşa zaman harcayıp harcamadığını sorgulamayı alışkanlık haline getirmen gerekir. Ardından da üzerindeki ataleti yenip harekete geçmen gerekir. Bu neden bu kadar zor? Çünkü zihnin sürekli iki güç arasında gidip geliyor.

 

Zihnini, birbiriyle yarışan iki güç gibi düşünebilirsin. Kolaycı güç enerjisini korumaktan yanadır. Oturup dizi, video izlemeyi, sosyal medyada gezinmeyi, zor olandan uzak durmayı sever. Anlık keyfi ister, geleceği pek düşünmez. "Sonra yaparım" cümlesi onun en sevdiği cümledir.

 

İleri görüşlü güç ise öğrenmekten, araştırmaktan, bir sorunu çözmekten, plan yapmaktan hoşlanır. Zor bir soruyu çözünce mutlu olur. Geleceğini düşünür, "Önce işini bitir, sonra keyfine bak" der. Daha çok çaba gerektirir ama sana çok daha fazlasını kazandırır.

 

Bu iki güç her gün, neredeyse her konuda dizginleri ele geçirmek için yarışır. Hangisinin daha sık kazandığına bağlı olarak insanlar kendilerini "tembel" veya "çalışkan" diye tanımlar. Ama aslında kimse tamamen tembel ya da tamamen çalışkan değildir. Bu yarışın farkına varırsan ileri görüşlü gücün daha sık kazanmasını sağlayabilirsin. Bunun en kolay yolu da onu her an savaşmak zorunda bırakmamaktır: rutinler oluşturmak, dikkat dağıtıcıları ortadan kaldırmak, çalışma saatlerini önceden belirlemek. Elbette zaman zaman kolaycı gücün de dizginleri almasına izin vermelisin. Dinlenmek ve eğlenmek de hayatın bir parçası.

 

Zamanın Nereye Gidiyor?

İlkokulla başlayıp üniversiteyle biten yaklaşık 16 yıllık eğitim hayatında ortalama bir öğrencinin zamanı muhtemelen aşağıdaki tablodaki gibi geçiyor. Tablodaki süreler benim tahminlerim ve hafta sonları ile tatiller dahil yılın tüm günlerinin ortalamasıdır. Bu yüzden örneğin "okulda olmak" günde 4,2 saat görünüyor; oysa okul günlerinde bu süre 6-7 saati bulur.

 

Tablo: 16 yıllık öğrencilik hayatında zamanımız nasıl geçiyor?

Günlük Faaliyetler

Günde Dakika

Günde Saat

16 Yılda Saat

Gün

Hafta

Ay

Yıl

Öğrencilik Hayatının Yüzdesi

Uyumak

500

8,3

48.700

2.029

290

67

5,6

%34,7

Okulda Olmak

250

4,2

24.350

1.015

145

33

2,8

%17,4

Ders Çalışmak, Ödev Yapmak, Sınava Hazırlanmak

90

1,5

8.766

365

52

12

1,0

%6,3

Aileyle Sosyalleşmek

60

1,0

5.844

244

35

8

0,7

%4,2

TV / Video İzlemek

60

1,0

5.844

244

35

8

0,7

%4,2

İnternet ve Sosyal Medya

60

1,0

5.844

244

35

8

0,7

%4,2

Yolculuk / Ulaşım (servis, trafik)

60

1,0

5.844

244

35

8

0,7

%4,2

Yemek Yemek

60

1,0

5.844

244

35

8

0,7

%4,2

Kişisel Bakım

60

1,0

5.844

244

35

8

0,7

%4,2

Boş Zaman

60

1,0

5.844

244

35

8

0,7

%4,2

Evde Oyun Oynamak

40

0,7

3.896

162

23

5

0,4

%2,8

Dışarıda Oyun ve Arkadaşlarla Buluşmak

40

0,7

3.896

162

23

5

0,4

%2,8

Spor Yapmak

25

0,4

2.435

101

14

3

0,3

%1,7

Kültürel Aktivite (hobi, kitap, tiyatro, sinema...)

20

0,3

1.948

81

12

3

0,2

%1,4

Telefon Görüşmeleri

20

0,3

1.948

81

12

3

0,2

%1,4

Ev İşleri

15

0,3

1.461

61

9

2

0,2

%1,0

Alışveriş Yapmak

15

0,3

1.461

61

9

2

0,2

%1,0

Kayıp Eşyaları Aramak

5

0,1

487

20

3

1

0,1

%0,3

Toplam

1.440

24

140.256

5.844

835

192

16

%100

 

Bu tabloda iki şey dikkatimi çekiyor. Birincisi, 16 yıllık öğrencilik hayatının sadece 1 yılı ders çalışmakla geçiyor. Yani başarılı bir öğrenci olmak için hayatını derslere adaman gerekmiyor. İkincisi, televizyon, video, internet ve sosyal medyaya ayrılan süre (1,4 yıl) derse ayrılan süreden daha fazla. Demek ki zamanını planlarsan hem derslerine hem de başka her şeye vakit kalır.

 

Ne Kadar Ders Çalışmalısın?

Tablodaki günlük 1,5 saat, tatiller ve hafta sonları dahil yılın her günü için bir ortalama. Tatillerde ders çalışmayacaksan okulun açık olduğu dönemde bu süre biraz daha uzar. Okul dönemi için önerim şöyle:

      Ortaokulda: Günde 1-1,5 saat

      Lisede: Günde 1,5-2,5 saat

      Sınav yılında (LGS veya YKS): Günde 3-4 saat, hafta sonları biraz daha fazla

 

Bu süreler her öğrenci için aynı değildir. Zorlandığın derslere daha fazla zaman ayırman gerekebilir. Ama şunu unutma: Önemli olan kaç saat masa başında oturduğun değil, o sürenin ne kadar verimli geçtiği. Dikkatin dağılmadan geçen 1,5 saat, telefonla ve müzikle bölünen 4 saatten çok daha değerlidir. Bu makaledeki önerilere uyarsan bu sürelerde çalışarak yüksek notlar alabilir, geri kalan zamanında da gönül rahatlığıyla başka şeyler yapabilirsin.

 

Planını Yap

Zamanı iyi yöneten öğrenciler rastgele çalışmaz, önceden plan yapar. Plan yapmak sana hem ne yapacağını düşünmekle geçecek zamanı kazandırır hem de "Bugün ne çalışsam?" kararsızlığından kurtarır. Aşağıda lisede okuyan bir öğrenci için örnek bir hafta içi günü planı var:

Saat

Hafta İçi Bir Gün

07:00 - 08:00

Kalk, hazırlan, kahvaltını yap

08:00 - 15:30

Okul (derste öğretmenini dinle, soru sor)

15:30 - 16:30

Eve dönüş, dinlenme, bir şeyler atıştırma

16:30 - 18:00

Serbest zaman: spor, arkadaşlar, oyun

18:00 - 20:00

Ders çalışma ve ödevler (50 dakika çalışma, 10 dakika mola, 50 dakika çalışma)

20:00 - 21:00

Akşam yemeği ve ailenle sohbet

21:00 - 22:00

Serbest zaman: dizi, video, sosyal medya, kitap

22:00 - 22:30

Ertesi günün çantasını hazırla, ekranları kapat

22:30

Uyku

 

Hafta sonları için de benzer bir plan yap. Örneğin cumartesi veya pazar sabahı kahvaltıdan sonra 1,5-2 saatini haftanın konularını tekrar etmeye ve test çözmeye ayır. Günün geri kalanını ailene, arkadaşlarına, sporuna ve hobilerine bırak.

Planını yaparken şunlara dikkat et:

      Haftalık programını dijital bir planlayıcıya yaz. Ders programını, ders çalışma saatlerini, sınav ve ödev teslim tarihlerini telefonundaki takvime veya bir planlayıcı uygulamasına kaydet. Önemli tarihler için hatırlatıcı kur.

      Ödev ve konu listesi tut. Yapman gereken ödevleri ve çalışman gereken konuları bir listeye yaz. Söz uçar, yazı kalır. Bitirdiklerinin üstünü çiz; bu sana başarma duygusu verir.

      Önceliklendir. Teslim tarihi yakın olan ödevlere öncelik ver. Ödevlerini teslim tarihi uzak diye yayarak yapma; mümkün olan en kısa sürede bitir. Çalışmaya başlarken de zorlandığın dersten başla; zihnin en dinç olduğu zamanı en zor işe ver.

      Ödev saatlerini arkadaşlarınla eşleştir. Ödev saatlerini yakın arkadaşlarınla aynı saatlere denk getir. Böylece ödev saatinde birbirinizi oyuna, sohbete veya etkinliğe davet etmezsiniz. Aksi takdirde sen ödevini yaparken arkadaşların keyif çatıyor, sen keyif çatarken onlar ödevleriyle uğraşıyor olabilir. Bu da ödevine odaklanmanı zorlaştırır ve seni mutsuz eder.

      Planına esneklik payı bırak. Her gün planladığın gibi gitmeyebilir. Bir gün çalışamazsan kendini suçlama, ertesi gün planına geri dön.

 

Ne Zaman ve Nerede Çalışmalısın?

Okuldan gelir gelmez ders çalışma. 1-2 saat dinlen, atıştır, spor yap veya arkadaşlarınla vakit geçir. Sonra ders çalışmaya başla. Beynin okulda zaten yoruldu; biraz nefes alması gerekiyor.

Her gün aynı saatte çalışmaya başla. Rutin, karar gerektirmez. Her gün aynı saatte masaya oturmak bir süre sonra dişlerini fırçalamak kadar doğal hale gelir. "Şimdi mi çalışsam, sonra mı?" tartışmasını her gün yeniden yapmazsın.

En verimli saatlerini keşfet. Herkesin biyolojik saati aynı değildir. Bazı insanlar sabahları, bazıları akşamları daha verimlidir. Ergenlik döneminde biyolojik saatin doğal olarak kayar; gençlerin geç uyuyup geç uyanmak istemesi bu yüzdendir. Hafta sonları kendini gözlemle: Hangi saatlerde daha kolay odaklanıyorsun? En zor derslerini o saatlere koy.

Hep aynı yerde çalış. Mümkünse derslerini salonda, televizyonun karşısında veya yatağında değil, kendi masanda çalış. Belirli bir yerin sadece çalışmakla ilişkilendirilmesi, zihninin o moda girmesini kolaylaştırır. Kendi odan yoksa evin sessiz bir köşesini, mutfak masasını veya okulun, belediyenin kütüphanesini kendi çalışma yerin yapabilirsin. Önemli olan her gün aynı yerde, dikkat dağıtıcılardan uzakta çalışmak.

 

Nasıl Odaklanmalısın?

Telefonunu odadan çıkar. Ders çalışırken telefon, sosyal medya, internet ve televizyon gibi dikkat dağıtıcılardan uzak dur. Beynin aynı anda iki işe tam olarak odaklanamaz; sadece ikisi arasında gidip gelir. Her gidip gelişte biraz zaman ve odak kaybedersin. Telefonunu sessize almak yetmez. Masanın üzerinde duran telefon, bildirim gelmese bile dikkatini çeker. En iyisi onu başka bir odaya koymak. İradeni zorlamaktansa ortamı değiştirmek çok daha kolaydır.

 

Müziğe dikkat et. Özellikle sözlü müzik, okuduğunu anlamanı zorlaştırır. Çünkü beynin hem şarkının sözlerini hem de kitaptaki cümleleri işlemeye çalışır. Müziksiz çalışamıyorsan sözsüz, sakin müzikleri dene. Açık bir video ise dikkatini tamamen böler; ders çalışırken video açma.

 

5 dakika kuralını uygula. Bir derse veya ödeve başlamakta zorlanıyorsan kendine sadece 5 dakika çalışma sözü ver. "Sadece 5 dakika, sonra bırakabilirim" de ve başla. Başlamak bitirmenin yarısıdır. Genellikle başladıktan sonra devam etme isteğin artar.

 

Akışa geç. Ders çalışırken kendini derse kaptırırsan zaman su gibi akar. Psikologlar buna akış (flow) diyor. Akışa geçen öğrenci yoğun bir odaklanma ve içsel bir memnuniyet hisseder. Ders çalışmak bir zorunluluk olmaktan çıkıp keyifli bir uğraşa dönüşür. Akıştayken daha hızlı ve daha derin öğrenirsin, öğrendiklerin daha akılda kalıcı olur. Öğrenemeyeceğine dair endişen azalır, öğrenebileceğine dair inancın artar. Akışa geçmek için:

      Rahatsız edilmeyeceğin bir ortam bul. (Akışa geçmeyi alışkanlık haline getirdiğinde gürültülü bir yerde bile derslerine odaklanabilirsin.)

      Telefonunu ve bildirimleri odanın dışında bırak.

      Çalışacağın konuya dair ders kitabın, test kitapların, notların ve izleyeceğin videolar önceden hazır olsun. Ortada bir şey aramak için kalkma.

      Ne kadar çalışacağına ve ne zaman ara vereceğine önceden karar ver.

      Kendine net bir hedef koy. Örneğin: "Bu 50 dakikada üçgenler konusunu anlayacağım ve 20 soru çözeceğim."

      Ezberlemek yerine mantığını anlamaya odaklan. "Neden böyle?", "Başka bir çözüm yolu var mı?" diye sor. Meraklı ol.

 

Molalar ver. Uzun süre hiç ara vermeden çalışmak verimini düşürür. Pomodoro Tekniği'ni deneyebilirsin: 25 dakika odaklanarak çalış, 5 dakika mola ver. Dört turdan sonra 15-30 dakikalık uzun bir mola ver. Sen 25 dakikayı kısa buluyorsan 50 dakika çalışıp 10 dakika mola da verebilirsin. Kısa molalarda telefona dokunma; kalk, dolaş, su iç, pencereden dışarı bak, birkaç esneme hareketi yap. Uzun molada sosyal medyaya bakacaksan süreni belirle ve alarm kur. Yoksa 15 dakikalık mola bir saate dönüşebilir.

 

Not: Pomodoro Tekniği, adını mutfaklarda kullanılan domates şeklindeki zamanlayıcılardan alır (İtalyanca "pomodoro" domates demek). Temel prensibi, belirli bir süre odaklanarak çalışmak ve ardından kısa bir mola vermektir.

 

"Hayır" demeyi öğren. Sosyal hayat önemli ama ders çalışma saatinde gelen her teklife "evet" dersen planın bozulur. Arkadaşlarından gelen "Hadi dışarı çıkalım" veya "Film izleyelim" tekliflerini kibarca ertele: "Şu an çalışmam gerekiyor ama saat 8'den sonra müsaitim." Gerçek arkadaşların seni anlayacaktır.

 

Nasıl Çalışmalısın?

Ders derste öğrenilir. Okulda geçirdiğin saatler zamanının büyük bir kısmı. Derste öğretmenini iyi dinlersen evde çalışman gereken süre ciddi şekilde azalır. Dersi kaynatmaya çalışma. Anlamadığın yerleri sormaktan çekinme; muhtemelen sınıfta aynı şeyi merak eden başkaları da vardır.

 

Derse hazırlıklı git. Her dersin müfredatı internette mevcut. Yarın hangi konunun işleneceğine bak, ders kitabından o konuya göz at veya YouTube'dan konuyla ilgili kısa bir video izle. Böylece öğretmenin anlattıklarını daha iyi kavrar, derse daha kolay adapte olur ve anlamadığın yerlere dair daha doğru sorular sorarsın. Yalnız bu ön çalışmayı derste kendini göstermek için yapma. Öyle yaparsan öğretmenini de sınıf arkadaşlarını da "gıcık" edersin.

 

Aktif öğren. Ders notlarını ve kitabı sadece okumak en az verimli çalışma şeklidir. Okurken her şeyi anladığını sanırsın ama kitabı kapattığında çoğu aklında kalmaz. Onun yerine aktif öğrenme yöntemlerini kullan: Özet çıkar, konuyu kendi cümlelerinle anlat, kitabı kapatıp hatırladıklarını yaz, soru çöz, bir arkadaşına anlat. En iyi öğrenme yollarından biri öğretmektir. Bu yöntemler ilk başta daha çok zaman alıyor gibi görünür ama bilgiyi çok daha iyi anlamanı ve hatırlamanı sağlar. Sonuçta sınav zamanı daha az çalışırsın.

 

Konuya adım adım gir. Yeni bir konuya çalışırken önce ders kitabındaki ilgili bölüme yüzeysel olarak göz at; konunun neyi öğretmeye çalıştığını anla. Sonra dikkatlice oku ve örnekleri incele. Takıldığın yerleri başka kaynaklardan araştır. Ardından soru çöz. Yapamadığın soruların çözümlerine bak ve bu çözümleri daha iyi anlamak için kitaptaki ilgili sayfalara geri dön.

 

Aralıklarla tekrar et. Yeni öğrendiğin bir bilgi tekrar edilmezse birkaç gün içinde büyük ölçüde unutulur. Bir konuyu, bir tanımı, bir formülü öğrendikten sonra aralıkları giderek açarak tekrar et: ertesi gün, 3 gün sonra, bir hafta sonra, bir ay sonra. Her tekrar kısa sürer ama bilgi uzun süreli belleğine yerleşir. Bu yöntem, sınav öncesi son dakika ezberinden çok daha verimlidir.

 

Ders çalışma grupları kur. Aynı hedefe sahip birkaç arkadaşınla fiziki olarak aynı yerde veya Zoom gibi araçlarla uzaktan bir araya gelin. Birbirinize konu anlatın, soru çözün, tartışın. Anlamadığın yerler netleşir. Ama verimsiz gruplardan uzak dur. Grupta geyik yapma, yapanları uyar. Grup amacından saptıysa gruptan çık.

 

Anlamadığında Ne Yapmalısın?

Paniğe kapılma. Derste bir konuyu anlamamış olman, tüm dersi anlamayacağın veya sınavda başarısız olacağın anlamına gelmez. Herkesin zorlandığı konular vardır.

Ertelemeden sor. Anlamadığın bir konuyu öğrenmeyi ertelemek ileride daha büyük bir zorluk yaratır. Çünkü konular birbirinin üzerine inşa edilir; bugün anlamadığın konu, yarın öğreneceğin konuyu da anlamanı zorlaştırır. Anlamadığın yerleri derste, ek derslerde veya öğretmeninin müsait olduğu saatlerde sor.

Ders videolarından yararlan. YouTube'da hemen her sınıfın, her dersin, müfredattaki her konusuna dair ders anlatım videoları var. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi platformu EBA'da da ders içerikleri bulabilirsin. Yalnız YouTube'daki videoların kalitesi çok değişken. Deneyimli öğretmenlerin ve bilinen yayınevlerinin kanallarını tercih et. Sana hitap eden, öğrenmeni kolaylaştıran bir öğretmene mutlaka denk gelirsin. Sınav tarihleri yaklaştığında konu özetleri ve soru çözüm videoları da işini kolaylaştırır.

Yapay zekayı akıllıca kullan. Yapay zekaya anlamadığın konuları sorabilir, bir konuyu daha basit anlatmasını, sana örnekler vermesini veya seni sınamak için sorular hazırlamasını isteyebilirsin. Doğru sorular sorarsan sabırlı ve her an ulaşabileceğin bir özel öğretmen gibi çalışır. Yapay zekayla ders çalışmayı öğrenmeni şiddetle öneririm. Ama iki konuda dikkatli ol:

      Yapay zeka da yanılabilir. Bazen çok emin bir dille yanlış bilgi verebilir. Özellikle formülleri, tarihleri ve rakamları ders kitabınla karşılaştır.

      Ödevini ona yaptırma. Ödevini yapay zekaya yaptırmak sana zaman kazandırmaz, öğrenmeni yok eder. Sınavda yapay zeka yanında olmayacak. Onu ödevi yapan biri olarak değil, sana anlatan bir öğretmen olarak kullan. Önce sen çöz, takıldığında ona sor.

 

Sınavlara Nasıl Hazırlanmalısın?

Sınava hazırlığı asla son geceye bırakma. Pek çok öğrenci kendini "Sınavdan önceki gün yapacağım yoğun çalışmayla geçer not alırım" diye inandırır. Bu çok riskli bir hesap. Sınavdan önceki gün hastalanabilirsin, elektrikler kesilebilir, eve misafir gelebilir; yani hiç çalışma fırsatı bulamayabilirsin. Çalışabilsen bile konuları yetiştiremeyebilirsin. Yetiştirsen bile son gece yapılan çalışma ezbere dayanır. Sınavdan sonra ezberin aklından uçup gider ve o dersten öğrenim hayatına hiçbir şey kalmaz. Oysa çoğu konu bir sonraki yılın konularının temelidir.

Bol bol soru çöz. Soru çözmek sadece sınava hazırlanmak için değil, öğrenmek için de en etkili yöntemlerden biridir. Kendini sınadıkça beynin bilgiyi hatırlamayı öğrenir. Bol soru çözmek ayrıca soruyu hızlı kavramanı, çözümü hızlı bulmanı sağlar. Böylece sınav süresi bitmeden tüm sorulara cevap verme, hatta cevaplarını kontrol etme şansın olur. Özellikle LGS ve YKS gibi giriş sınavlarına hazırlanıyorsan kendine bir "test saati" belirle. Örneğin her gün bir saatini test çözmeye ayır ve süre tutarak çöz. Yalnız hız rekoru kırmaya çalışırken yanlışlarını gözden kaçırma. Yanlış yaptığın her sorunun nedenini anla.

Sınavın formatını öğren. Sınav test mi, klasik mi, proje mi? Hangi konuları kapsıyor? Sınavın formatını bilmek çalışma stratejini belirlemeni kolaylaştırır ve gereksiz şeylere zaman harcamanı önler.

Sınavdan önceki gece uyu. Sabaha kadar çalışmak yerine yeterince uyumak, öğrendiklerini daha iyi hatırlamanı ve sınavda daha iyi performans göstermeni sağlar. Beynin öğrendiklerini uykuda yerleştirir.

Sınavdan sonra soruları çöz. Sınav biter bitmez, sıcağı sıcağına, soruları öğretmeninle, sınıf arkadaşlarınla veya yapay zekayla birlikte çöz. Doğru cevapları öğren ve kendi cevaplarınla karşılaştır. Böylece aynı hataları bir sonraki sınavda tekrarlamazsın.

 

Dengeni Koru

Hayat elbette eğitimden ve derslerden ibaret değil. Oyun, arkadaşlar, spor, hobiler ve kültürel aktiviteler de en az dersler kadar önemli. Verimli çalışırsan bunlara bolca zaman kalır.

Uykuna öncelik ver. Senin yaşındaki gençlerin günde 8-10 saat uyuması gerekir. Uykusuz bir beyin yavaş öğrenir, çabuk unutur, kolay sinirlenir. Her gece aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya çalış. Yatmadan en az yarım saat önce ekranları kapat.

Dengeli beslen ve hareket et. Dengeli öğünler ye, abur cuburdan uzak dur. Çalışırken yanında su bulundur. Haftada birkaç gün spor yap veya bir spor takımına katıl. Ders aralarında kısa yürüyüşler yap. Hareket etmek stresini azaltır ve zihnini tazeler.

Ekran süreni 2 saatle sınırla. Televizyon, bilgisayar, tablet ve telefon ekranlarına ders dışında günde 2 saatten fazla zaman ayırma. Ekran başında geçen uzun saatler uykunu bozar, seni hareketsiz bırakır, gözlerini yorar. Araştırmalar dışarıda az vakit geçiren çocuklarda miyopi riskinin arttığını da gösteriyor. Üstelik ekranda geçirdiğin her saat, başka bir şey yapabileceğin bir saattir. Telefonundaki ekran süresi raporuna bir bak; muhtemelen şaşıracaksın.

Sosyal medyada ne izlediğine dikkat et. Sadece eğlenmene yarayan, sana hiçbir şey katmayan paylaşımlardan uzak dur. Bu uygulamalar seni insan olarak değil, "tık" olarak görüyor. Amaçları seni ekran başında olabildiğince uzun tutmak. Bu tür videoları "ilgilenmiyorum" olarak işaretlersen benzerleri karşına daha az çıkar. Onların yerine bir şey öğrendiğin, ilham aldığın hesapları takip et.

Kitap oku. Kitap okumak kelime hazneni ve hayal gücünü genişletir, yaratıcılığını artırır, odaklanma becerini güçlendirir. Sana sadece derslerde değil, hayatının her alanında kullanacağın temel beceriler kazandırır. Kitap okumak ömür boyu sürecek öğrenme yolculuğunun en değerli ve en keyifli adımlarından biridir.

İlgi alanlarını keşfet. Sevdiğin, merak ettiğin konular hakkında araştırmalar yap, küçük projeler ve sunumlar hazırla. Kültürel aktivitelere, kulüplere katıl. Bu hem stresini azaltır hem de iş hayatına 1-0 önde başlamanı sağlar.

Arkadaşlarını iyi seç. Arkadaşların zamanını nasıl geçirdiğini doğrudan etkiler. Seni ders çalışmaktan alıkoyan, okuldan soğutan arkadaşlarından uzak dur. Seni motive eden, birlikte hem eğlenip hem de çalışabildiğin arkadaşlarla daha çok vakit geçir.

Neden çalıştığını bil. Ders çalışmak için tek motivasyonun iyi not almaksa bu uzun vadede yetmeyebilir. Not önemli ama asıl amaç değil. Daha iyi bir gelecek, sevdiğin bir meslek, istediğin bir hayat için çalış. "Bu dersi neden öğreniyorum?" sorusuna kendi cevabını bulursan ders çalışmak daha kolay hale gelir.

 

Verimli Çalışan Öğrencinin Alışkanlıkları

Yıllar içinde gözlemlediğim bir şey var: Zamanını iyi yöneten öğrenciler hem daha yüksek notlar alıyor hem de oyuna, arkadaşlarına ve hobilerine daha çok vakit ayırabiliyor. Zamanını iyi yönetemeyenler ise saatlerce masa başında oturuyor ama hem notları istedikleri gibi olmuyor hem de eğlenmeye zamanları kalmıyor. Aradaki farkı yaratan zeka değil, alışkanlıklar.

 

Verimli çalışan öğrenciler:

      Derste öğretmenlerini iyi dinler, derste geçen zamanı çarçur etmezler.

      Ödevleri için her gün bir zaman dilimi belirler ve ödevlerini o zaman dilimi içinde bitirirler.

      Çalışırken dikkat dağıtıcılardan uzaklaşır, konuları kısa sürede ve kapsamlı şekilde kavrarlar. Konuyu gerçekten öğrendikleri için aynı konuya tekrar tekrar dönmek zorunda kalmazlar.

      Çok çalışmak yerine etkin çalışırlar.

      Soru çözerken soruya odaklanır, süre tutarak çalışırlar.

      Bu sayede her zaman ekstra zamanları olur ve bu zamanı sosyalleşmeye, oyuna, hobilerine ayırırlar.

 

Zaman kaybettiren alışkanlıklar:

      Derste başka şeylerle uğraşmak, sonra evde konuyu sıfırdan öğrenmeye çalışmak.

      Ödev için belirli bir saat koymamak, rastgele ödevin başına geçmek ve bitmeyen ödevlerle akşamı geçirmek.

      Ders çalışırken müzik dinlemek, mesajlara bakmak, sosyal medyada gezinmek, arka planda dizi açık tutmak ve bunlara rağmen dersi anlayabileceğini sanmak.

      Konuları anlamadan saatlerce kitap başında oturmak ve "çok çalıştım" sanmak.

      Her şeyi son geceye bırakmak.

 

Bu alışkanlıklardan bazıları sende de varsa üzülme; hemen hemen herkeste bir kısmı vardır. İyi haber şu ki alışkanlıklar değiştirilebilir. Her hafta bir tanesini değiştirmeye odaklan.

 

Not: Notlar sadece zaman yönetimine bağlı değildir. Bazı öğrencilerin öğrenme güçlükleri, dikkat sorunları veya zor aile koşulları olabilir. Eğer düzenli ve verimli çalışmana rağmen hâlâ çok zorlanıyorsan bunu öğretmeninle, rehber öğretmeninle veya ailenle konuş. Yardım istemek bir zayıflık değil, akıllıca bir adımdır.

 

Son Söz

Zaman yönetimi sadece okul başarını artırmakla kalmaz; kişisel gelişimine, arkadaşlıklarına ve mutluluğuna da katkı sağlar. Zamanını verimli yönetmeyi öğrendiğinde hem derslerinde başarılı olursun hem de kendine, sevdiklerine ve sevdiğin şeylere daha çok zaman ayırırsın.

 

Bu makaledeki önerilerin hepsini bir anda uygulamaya çalışma. Önce bir iki tanesiyle başla. Örneğin bu hafta sadece telefonunu odadan çıkararak ve her gün aynı saatte masaya oturarak çalış. Farkı görünce diğerlerini de eklersin. Bugün öğreneceğin zaman yönetimi becerisi, üniversitede de iş hayatında da seninle birlikte gelecek.

 

Zamanının kıymetini bil. Okul hayatında başarılar diliyorum.

 

Not 1: Üniversite Öğrencileri İçin

Üniversitede her şey değişir: Kimse sana ödevini sormaz, derse gelip gelmediğini çoğu zaman takip etmez, sınavlar dönem sonunda yığılır. Bu özgürlük güzeldir ama zaman yönetimi becerisi olmayanlar için bir tuzağa dönüşebilir. Dönem başında tüm derslerinin sınav, proje ve ödev tarihlerini takvimine gir. Her ders için haftalık tekrar saati belirle. Dönem sonuna yığılan sınavlara dönem ortasından itibaren hazırlanmaya başla. Dersler dışında kalan zamanında da staj, yabancı dil, kulüp faaliyetleri ve yarı zamanlı işler gibi seni iş hayatına hazırlayacak şeylere zaman ayır. İş ve özel hayatta zaman yönetimini anlattığım Zaman Yönetimi makalem senin için de faydalı olacaktır.

 

Not 2: Anne Babalar İçin

Çocuğunuza zaman yönetimini öğretmenin en etkili yolu örnek olmaktır. Siz akşam boyunca telefonunuzla meşgulken çocuğunuzdan telefonu bırakmasını beklemek pek işe yaramaz. Evde herkesin telefonları bir kenara koyduğu "ekransız saatler" belirleyin. Çocuğunuza sessiz bir çalışma köşesi hazırlayın. Ders çalışma saatlerini birlikte planlayın ama her dakikasını kontrol etmeye çalışmayın; kendi planına sahip çıkmasına izin verin. Notlardan çok çabayı ve alışkanlıkları takdir edin. Ve unutmayın, çocukların yetişkin gözetimi olmadan serbestçe oynayabileceği zamana da ihtiyacı var.

 

Not 3: Dikkatimizi Kim Çalıyor?

Gazeteci Johann Hari, 2022'de yayımlanan "Çalınan Dikkat: Neden Odaklanamıyoruz?" kitabında odaklanma sorunumuzun sadece kişisel bir irade eksikliği olmadığını, dikkatimizi çalmak üzere tasarlanmış sistemlerin içinde yaşadığımızı savunur. Hari'ye göre sosyal medya uygulamaları, sonsuz kaydırma ve bildirimlerle bizi ekran başında olabildiğince uzun tutmak için tasarlanmıştır, çünkü bu şirketlerin geliri dikkatimizi reklam verenlere satmaktan gelir. Sürekli bölünmek derin odaklanmayı (akışı) zorlaştırır. Uykusuzluk, ekranda hızlı okuma alışkanlığı ve kötü beslenme de dikkatimizi zayıflatır.

 

Hari çocuklar konusunda da uyarılarda bulunur. Ona göre bugünün çocuklarının yetişkin gözetimi olmadan serbestçe oynayabileceği zaman azalmış, çocuklar giderek daha çok kapalı alanlarda ve ekran başında vakit geçirir hale gelmiştir. Bu da çocukların dikkatini olumsuz etkilemektedir. (Hari'nin bazı iddiaları bilim insanları arasında tartışmalıdır ama ortaya koyduğu tablo pek çoğumuzun gündelik deneyimiyle örtüşüyor.)

 

Bu kitaptan senin için çıkaracağım ders şu: Dikkatini toplamakta zorlanıyorsan bu senin tembel veya iradesiz olduğun anlamına gelmez. Karşında seni ekrana bağlamak için çalışan binlerce mühendis var. Tam da bu yüzden telefonu başka odaya koymak, bildirimleri kapatmak, ekran süreni sınırlamak bir irade gösterisi değil, kendini korumanın en gerçekçi yoludur. Sistemi tek başına değiştiremezsin ama kendi çevreni düzenleyebilirsin.

 

Not 4: Dikkatin Üç Işığı

Eski Google stratejisti ve teknoloji filozofu James Williams, dikkat dağınıklığının sadece o anki işimizi yapmamızı engellemediğini, hedef belirleme ve kendimizi tanıma yeteneğimize de zarar verdiğini söyler. Bunu üç ışık metaforuyla anlatır:

      Projektör Işığı: O an yaptığın işe odaklanabilme becerindir. "Şu matematik sorusunu çözeceğim" gibi. Telefonuna gelen bir bildirim bu ışığı başka yöne çevirir ve elindeki işi bitiremezsin.

      Yıldız Işığı: Hayatının genel yönünü belirleyen dikkattir. Eskiden denizciler yönlerini bulmak için yıldızlara bakarmış. "Doktor olmak istiyorum", "Kendi işimi kurmak istiyorum" gibi uzun vadeli hedeflerin senin yıldızlarındır. Projektör ışığın sürekli dağılırsa başını kaldırıp yıldızlarına bakamazsın. Anlık keyiflerin içinde kaybolur, 5-10 yıllık hedeflerini unutursun. Sürekli meşgul olursun ama bir yere varamazsın.

      Gün Işığı: En derin katmandır. Neyin önemli, neyin önemsiz olduğunu ayırt edebilme, derin düşünebilme ve kendine hedef koyabilme kapasitendir. Uykusuzluk, sürekli bilgi bombardımanı ve stres bu ışığı karartır. Gün ışığını kaybettiğinde sadece hedeflerine ulaşamamakla kalmaz, kendine hedef koyma yeteneğini de kaybedersin.

 

Bu makaledeki önerilerin hepsi aslında bu üç ışığı korumak için. Telefonu odadan çıkarmak projektör ışığını, neden çalıştığını bilmek yıldız ışığını, iyi uyumak ve dinlenmek de gün ışığını korur.

 

Son Not: Bu makale yapay zekadan (AI) yardım alınarak hazırlanmıştır.