Yirmi dört boy nasıl dağıldı, birbirine karıştı ve bugüne ne bıraktı?
Oğuz boyları kaybolmadı. Kaybolan,
onları tek bir siyasi düzen içinde tutan eski boy teşkilatıydı. Boylar
parçalandı, göç etti, karıştı, yeni konfederasyonlara katıldı ve yerleşik
toplumlar içinde başka kimliklere dönüştü.
Yok olan, boylar halinde örgütlenmiş
Oğuz elini tek bir siyasi çerçevede tutan eski boy teşkilatıydı. On birinci
yüzyıldan itibaren Seyhun (Siriderya) boylarındaki Oğuz dünyası Horasan, İran,
Azerbaycan, Anadolu, Suriye, Irak, Karadeniz'in kuzeyi ve Türkistan'a dağıldı.
Aynı boyun obaları farklı devletlerin tebaası oldu; farklı boylar aynı beylik
ve konfederasyonlarda birleşti; göçebeler yerleşikleşti. Boy adlarının bir
bölümü hanedan, aşiret veya köy adı olarak yaşadı, bir bölümü gündelik kimlik
olmaktan çıktı.
Bu makale üç soruyu birlikte ele
alıyor: Oğuz boyları nereye gitti, hangi devlet ve beyliklerin kuruluşunda
ya da içinde yer aldı ve inançları nasıl değişti? Her iddia, dayandığı
kaynağın gücüne göre dört düzeyden biriyle değerlendiriliyor. Kurucu ailesinin
boyu çağdaş ya da yakın kaynakla gösterilebilen hanedan sayısı sanıldığından
azdır: Selçuklular (Kınık), Salgurlular (Salur), Akkoyunlular (Bayındır), Kadı
Burhâneddin (Salur), Artuklular (Döğer), Ramazanoğulları (Yüreğir), Nadir
Şah'ın Afşar hanedanı (Avşar) ve Kaçarlar. Osmanlı-Kayı ve Karaman-Avşar
bağlantıları 15. yüzyıl geleneğine dayanır; Anadolu beyliklerinin çoğunda
kurucu boy bilinmemektedir.
İnanç bakımından Oğuzlar Gök Tanrı
merkezli bozkır inancından 10. ve 11. yüzyıllarda İslam'a geçti. Sonraki
ayrışma (Anadolu'da Sünnilik ile Kızılbaş-Alevi gelenek, İran'da Onikiimam
Şiiliği, Balkanlarda Ortodoks Hristiyanlık) boylara göre değil, coğrafyaya ve
siyasi tarihe göre gerçekleşti. Aynı boy adı bugün birden fazla inanç
topluluğunda yaşamaktadır.
1. Giriş: Kayboldular mı,
dönüştüler mi?
Bugün Anadolu'nun hemen her
bölgesinde Kayı, Bayat, Avşar, Çepni, Eymir, Karkın ya da Kınık adını taşıyan
bir köye rastlamak mümkündür. Kayseri'de kendini Avşar bilen aileler,
Karadeniz'de Çepni adını yaşatan topluluklar, Türkmenistan'da Salır ve Çovdur adını
taşıyan gruplar, İran'da Afşar ve Bayat adıyla bilinen topluluklar vardır. Buna
karşılık 11. yüzyıl kaynaklarında gördüğümüz, boylar halinde örgütlenmiş Oğuz
eli artık yoktur. Bu iki gerçek yan yana konunca asıl soru ortaya çıkar: Boylar
yok olmadıysa, onlara ne oldu?
Kısa cevap, boyların eski anlamıyla “boy”
olma özelliğini zamanla kaybettiğidir. Bunu beş süreç açıklar. Birincisi parçalanmadır:
aynı boyun obaları birbirinden binlerce kilometre uzağa düştü. İkincisi karışmadır:
beylikler ve ordular tek bir boydan oluşmadı; Oğuz boyları birbirleriyle ve
Oğuz olmayan topluluklarla birleşti. Üçüncüsü konfederasyonlaşmadır:
Akkoyunlu, Karakoyunlu, Dulkadirli, Halep Türkmenleri, Kızılbaş ya da Şahseven
gibi yeni üst kimlikler eski boy adlarının önüne geçti. Dördüncüsü yerleşikleşmedir:
oba köye, yaylak-kışlak düzeni vergiye kayıtlı yerleşime dönüştükçe boy adı
gündelik siyasi işlevini yitirdi. Beşincisi devletleşmedir: Selçuklu,
Osmanlı ya da Safevi tebaası olmak, boy mensubiyetinden daha belirleyici hale
geldi.
Bu yüzden “hangi devlet hangi
boydan çıktı?” sorusu tek başına yetmez: bir hanedanın hangi boydan geldiği
ile o devletin halkını hangi boyların oluşturduğu ayrı sorulardır. Bu makale
her devlet ve beylik için iki soruyu ayrı ayrı soruyor.
2. Kaynaklar ve yöntem
2.1. Dört ana kaynak
Oğuz boyları hakkındaki bilgimiz
dört temel esere dayanır. Kâşgarlı Mahmud'un Divânu Lugâti't-Türk'ü
(1070'ler) Oğuz boylarını yirmi iki olarak sayar ve damgalarını verir.
Kâşgarlı, listesindeki Çarukluğ boyunun “sayısı az ve damgası belli değil”
olduğunu belirtir; bu ad sonraki listelerde görülmez. Reşidüddin Fazlullah'ın
Câmiu't-Tevârih'i (14. yüzyıl başı) yirmi dört boyu Bozok ve Üçok diye iki kola
ayırır, her boyu Oğuz Kağan'ın bir torununa bağlar ve boylara damga, ülüş
(şölende düşen et payı) ve ongun (kutsal kuş) verir. Kâşgarlı'da bulunmayan
Yaparlı, Kızık ve Karkın bu listede yer alır.
Bu fark önemlidir. “Yirmi dört Oğuz
boyu”, 10. ve 11. yüzyıla ait bir siyasi kayıt değil, Reşidüddin'le klasik
biçimini alan 24'lü bir şemadır. Çağdaş kaynaklar boylar halinde örgütlenmiş
bir Oğuz eli gösterir; Bozok-Üçok ikiliği ise 1153'te Sultan Sencer'e karşı
ayaklanan Horasan Oğuzlarında gerçek bir örgütlenme olarak görülür. Sayının
24'e tamamlanması ve boyların Oğuz Kağan'ın torunlarına bölüştürülmesi şemaya
aittir. Bu makale “yirmi dört boy” derken bu listeyi kasteder.
Yazıcızâde Ali, II. Murad
döneminde (1421–1451) yazdığı Selçuklu tarihinde bu Oğuz şeceresini Osmanlı
tarih yazımına taşımıştır. Ebülgazi Bahadır Han'ın Şecere-i Terâkime'si
(1659–1660) ise aynı geleneği Türkistan'da kalan Türkmenlerin hafızasından
yeniden kurar. Modern araştırmanın temel eseri hâlâ Faruk Sümer'in Oğuzlar
(Türkmenler): Tarihleri - Boy Teşkilâtı - Destanları kitabıdır (ilk baskı
1967). TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki boy maddelerinin çoğu da Sümer'in
kaleminden çıkmıştır ve bu makalede sıkça kaynak olarak anılmaktadır.
Bu eserler eşit ağırlıkta değildir:
Kâşgarlı çağdaş bir tanıktır; Reşidüddin kendisinden iki-üç yüzyıl önceki boy
dünyasını düzenli bir soy ağacı halinde sunar; Yazıcızâde ve Ebülgazi daha da
geçtir ve kendi hanedanlarının meşruiyet ihtiyaçlarıyla yazar.
2.2. Kanıt düzeyleri
Makalede her iddia aşağıdaki dört
düzeyden biriyle işaretlenmiştir. Düzey iddiaya verilir, boya değil: örneğin
Kayı boyunun Anadolu'daki varlığı tahrir defterleriyle belgelidir (A),
ama Osmanlı hanedanının Kayı'dan geldiği iddiası geç gelenektir (C).
|
Düzey |
Tanım |
Nasıl okunmalı |
|
A - Belge |
Çağdaş kayıt: kronik, tahrir defteri, |
En güçlü dayanak. |
|
B - Erken anlatı |
Olaydan bir-iki kuşak sonra yazılmış |
Güçlü; ama eleştirel okunmalı. |
|
C - Geç gelenek |
Yüzyıllar sonra kurulan soy kütüğü, |
Mümkün; tarihi ispat değildir. |
|
D - Çıkarım |
Yer adı, aşiret adı, nüfus dağılımı ya da |
İz gösterir; soy zinciri kurmaz. |
Bir iddianın geç bir kaynakta
bulunması onu yanlış yapmaz; yalnızca ispat gücünü düşürür. Tarihçilikte önemli
olan, neyi bildiğimiz kadar neyi hangi güvenle bildiğimizi de söylemektir.
3. Destan ile tarih: Oğuz Kağan
Oğuz Kağan, Türk tarihi hafızasının
en güçlü kurucu ata figürlerinden biridir. Destanda olağanüstü bir doğumla
dünyaya gelir, cihan hâkimiyeti için seferlere çıkar ve ülkesini oğulları
arasında paylaştırır. Gün, Ay ve Yıldız'dan Bozokların, Gök, Dağ ve Deniz'den
Üçokların türemesi bu destani soy düzeninin parçasıdır. Destanın iki ana biçimi
vardır: İslam öncesi motifleri koruyan Uygur harfli nüsha (Paris, Bibliothèque
nationale; W. Bang ve G. R. Rahmeti [Arat] neşri, 1936) ve Reşidüddin'de
görülen İslami Oğuzname geleneği.
Oğuz Kağan'ın tarihi kimliği
tartışmalıdır. Friedrich Hirth'ten beri Türk tarih yazımında onu Asya Hun
hükümdarı Mete (Modu) ile özdeşleştiren güçlü bir gelenek vardır. Başka
araştırmacılar destanın farklı dönemlerden katmanlar taşıdığını ve daha eski
bozkır anlatılarıyla ilişkili olduğunu savunur. En güvenli yaklaşım, Oğuz
Kağan'ı farklı dönemlerin siyasi ideallerinin, soy hafızasının ve destan
motiflerinin birleştiği efsanevi ata olarak görmektir (düzey C).
Konumuz Oğuz Kağan'ın kimliğini
çözmek değil, 10. ve 11. yüzyıllarda Seyhun çevresinde yaşadığı belgelenen Oğuz
topluluğunun sonraki kaderidir. Destan Oğuzların kendilerini nasıl anlattığını,
kronikler ve tahrir defterleri ise nerede ve nasıl yaşadıklarını gösterir.
4. Kelimeleri ayırmak: Oğuz,
Türkmen, boy, oba, oymak, el
Oğuz, belirli dönemlerde
geniş bir siyasi ve etnik topluluğun adıdır. Ad ilk kez Göktürk yazıtlarında “Dokuz
Oğuz” biçiminde geçer; TDV İA'nın “Oğuzlar” maddesi onu en makul biçimde ok
(kabile birimi) ve çokluk eki -z ile açıklar. Türkmen ise İslam'a giren
Oğuzlar için Müslüman yazarların 10. yüzyıldan itibaren kullandığı addır;
Oğuzlar bu adı başta benimsemedi, ama 13. yüzyıldan sonra birçok bölgede
Türkmen adı Oğuz adının yerini aldı. Anadolu Türkmenleri, Irak-Suriye
Türkmenleri ve Türkmenistan Türkmenleri bu yüzden aynı tarihi mirasın farklı
kollarıdır.
Boy, Oğuz siyasi toplumunun
büyük alt birliğidir: Kayı, Bayat, Avşar ya da Çepni gibi. Oba, birlikte
göç eden küçük göçebe topluluktur. Oymak ve aşiret, özellikle
Osmanlı ve İran kayıtlarında büyüklüğü değişebilen topluluklar için kullanılır.
El ya da ulus (Dulkadir-eli, Bozulus gibi) daha geniş bir
aşiretler birliğini anlatır. Konfederasyon ise farklı boy ve oymakların
ortak bir liderlik çevresinde toplanmasıdır.
Bu ayrım önemli bir yanılgıyı önler:
bir beyliğin hükümdar ailesini bir boya bağlayabilsek bile, uçlarda bir beyin
çevresinde farklı Türkmen obaları, şehirli Müslümanlar, dervişler ve yerli
Hristiyanlar birlikte bulunuyordu. “Boy” ile “devlet” hiçbir zaman bire bir
aynı şey olmadı.
5. Seyhun'dan dört yöne
5.1. Dokuz Oğuz ve Seyhun
Oğuzları
Sekizinci yüzyılın Moğolistan'ındaki
Dokuz Oğuzlar ile 10. yüzyılda Seyhun çevresinde yaşayan Oğuzlar arasındaki bağ
kesintisiz biçimde gösterilemez. Ad ve bazı siyasi gelenekler sürmüş olabilir;
ama bozkırda topluluklar parçalanır, birleşir ve yeniden adlandırılır.
5.2. Oğuz Yabgu Devleti
Onuncu yüzyılın ilk yarısında
Oğuzlar, Aral Gölü ile aşağı Seyhun havzasında bir siyasi birlik oluşturdu.
Başkent Yenikent'ti; hükümdar yabgu unvanını taşıyor, yanında kül
erkin adlı bir yönetici ve ordu komutanı subaşı bulunuyordu. Bu yapı
merkezi bir devletten çok, boyların yabgu çevresindeki gevşek birliğiydi.
Devlet 1003'ten önce dağıldı. İç çekişmeler, Selçuklu ailesi gibi güçlü
grupların ayrılması ve Kıpçak baskısı birlikte etkili oldu; hangisinin
belirleyici olduğu tartışmalıdır.
5.3. Selçuk Bey, Kınıklar ve
İslamlaşma
Selçuklu hanedanının atası Selçuk
Bey, yabgunun subaşısı Dukak'ın oğluydu ve Kınık boyuna mensuptu. Kâşgarlı
Mahmud, Kınıkları “çağının sultanlarının boyu” olarak anar (düzey A).
Selçuk yabgu ile anlaşamayınca Seyhun üzerindeki sınır şehri Cend'e geçti ve
orada Müslüman oldu. Bu olay için genellikle 961 civarı verilir, ama tarih
yaklaşıktır.
İslamlaşma bir hükümdar kararıyla
değil, ticaret, sınır şehirlerindeki Müslüman yerleşimciler, siyasi ittifaklar
ve derviş ağları aracılığıyla bir yüzyıla yayılarak gerçekleşti. 960 civarında “200.000
çadır Türk”ün İslam'a girdiğine dair ünlü kayıt yalnızca Oğuzlarla ilgili
değildir; Karahanlı sahasındaki çeşitli Türk topluluklarını kapsar. Oğuz
yabgusu ise 1002'de Sâmânilerle kurduğu evlilik ittifakının ardından İslam'a
geçti.
5.4. Büyük dağılış
On birinci yüzyıldan itibaren Oğuz
dünyasının ağırlık merkezi batıya kaydı. Boylar arası rekabet, otlak ihtiyacı,
Selçuklu fetihlerinin açtığı alanlar ve daha sonra Karahıtay ve Moğol baskıları
farklı zamanlarda farklı göç dalgalarını harekete geçirdi.
|
Yön |
Dönem |
Ne oldu |
Uzun vadeli iz |
|
Karadeniz'in |
1054 sonrası |
Uz (Rus kaynaklarında Tork) adıyla anılan |
Dağınık; Gagavuz köken |
|
Horasan → İran → |
1040–13. yy |
Dandanakan'dan (1040) sonra |
Azerbaycan ve İran Türkleri; |
|
Anadolu, Suriye |
1071–14. yy |
Malazgirt sonrası iki yüzyıl süren göç. |
Türkiye, Irak ve |
|
Türkistan'da |
10. yy sonrası |
Mangışlak'ta bir Oğuz yabguluğu kuruldu |
Türkmenistan'da Salır, |
Anadolu'ya geliş tek seferlik
değildi. 1243 Kösedağ yenilgisi ve Moğol hâkimiyeti, Türkmen nüfusun
Anadolu'nun batı ve güney uçlarına yeniden yığılmasına yol açtı; ikinci dönem
beyliklerinin toplumsal zemini bu hareketlilik içinde oluştu.
6. Devletler ve hanedanlar: Oğuz
boyları nerede kurucu, nerede kurucu kitle?
Aşağıdaki tablolarda her devlet için
iki ayrı soru sorulmaktadır. Kurucu ailenin boyu sütunu, hanedanı belirli bir
boya bağlayan iddiayı ve kanıt düzeyini verir. İçindeki Oğuz boyları sütunu ise
o devletin ordusunda, halkında veya konfederasyonunda kayıtlı boy ve oymakları
gösterir; bu bilgiler çoğunlukla tahrir defterlerinden ve çağdaş kroniklerden
gelir ve genellikle birinci sütundakilerden daha sağlamdır.
6.1. Selçuklu çağı (11.–13. Yüzyıl)
|
Devlet |
Dönem |
Kurucu ailenin boyu |
İçindeki Oğuz boyları |
Hâkim dini çizgi |
|
Büyük Selçuklu |
1040–1157 |
Kınık (A: Kâşgarlı) |
Kuruluşta Beydililerin |
Sünni; hanedan Hanefi, |
|
Kirman Selçukluları |
1048–1187 |
Kınık (A: Selçuklu kolu) |
Kirman'a 1179'dan sonra |
Sünni |
|
Irak Selçukluları |
1118–1194 |
Kınık (A) |
Yıva melikleri |
Sünni |
|
Anadolu |
1077–1308 |
Kınık (A) |
Anadolu'ya gelen boyların |
Sünni kurumlar; |
|
Salgurlular |
1148–1286 |
Salur (A/B: hanedan |
Salur |
Sünni |
|
Huzistan |
12. yy |
Avşar |
Avşar |
Sünni |
|
Kirman |
1187–1213 |
Karma Horasan |
Bozok ve Üçok kitleleri |
Sünni |
|
Artuklular |
1102–1409 |
Döğer |
Döğer; Diyarbekir |
Sünni |
|
Hârizmşahlar |
1097–1231 |
Tespit edilemiyor; |
Yıva grupları; |
Sünni |
Bu dönemin en sağlam bağlantısı
Selçuklu–Kınık'tır, çünkü Kâşgarlı hanedanın yükseldiği yıllarda yazmaktadır.
Artukluların Döğer'den geldiğini bildiren Şemseddin el-Cezeri ise hanedandan
yaklaşık iki yüzyıl sonra yazmıştır (B). Hârizmşah hanedanı için TDV İA,
Kafesoğlu'na dayanarak Anuştegin'in boyunun tespit edilemediğini belirtir;
İbnü'l-Esir de boy adı vermez. Yaygın “Begdili” iddiası bu yüzden geç gelenek
düzeyinde kalır.
6.2. Türkmen konfederasyonları ve
Memlük Suriyesi (14.–16. yüzyıl)
Moğol çağında Oğuz boyları artık tek
tek değil, büyük konfederasyonlar içinde görünür. Kuzey Suriye ve Güneydoğu
Anadolu'da Memlük Devleti'ne bağlı Halep Türkmenleri, Döğer, Beydili, Avşar,
Kızık, Peçenek, Karkın ve Büğdüz oymaklarını barındırıyordu. Döğerlerin 14.
yüzyılın ikinci yarısında Ca'ber Kalesi yöresinde kendi beylikleri vardı;
Akkoyunlu tehlikesi karşısında Karakoyunlulara bağlandılar.
|
Devlet / konfederasyon |
Dönem |
Kurucu ailenin boyu (düzey) |
İçindeki Oğuz boyları |
Hâkim dini çizgi |
|
Dulkadıroğulları |
1337–1522 |
Bilinmiyor; Dulkadır Türkmenleri |
Bayat, Yazır, Dodurga, Avşar, |
Sünni |
|
Ramazanoğulları |
1352–1608 |
Yüreğir (B) |
Üçok oymakları: Özeroğulları, |
Sünni |
|
Karakoyunlular |
1351–1469 |
Bilinmiyor; Yıva'dan geldikleri |
Baharlı, Sa'dlı; |
Sikkelerde dört |
|
Akkoyunlular |
1340–1514 |
Bayındır (A/B: Türk kaynaklarında |
Bayındır, Pürnek, Musullu, |
Sünni |
|
Kadı Burhâneddin |
1381–1398 |
Salur (A/B: çağdaş Bezm ü Rezm) |
Orta Anadolu Türkmenleri |
Sünni; hükümdar |
Akkoyunlu–Bayındır ve Kadı
Burhâneddin–Salur bağlantıları hanedanların kendi dönemlerinde yazılmış
kaynaklara dayanır. Karakoyunluların boyu ise bilinmez; Yıva bağlantısı,
Baharlı oymağının adını Yıva meliklerinin Bahar Kalesi'ne bağlayan Minorsky'nin
bir çıkarımıdır.
6.3. Büyük imparatorluklar ve
İran hanedanları (14.–20. Yüzyıl)
|
Devlet |
Dönem |
Kurucu ailenin boyu (düzey) |
İçindeki Oğuz boyları |
Hâkim dini çizgi |
|
Osmanlı |
1299–1922 |
Kayı (C: II. Murad devri tarihçisi |
Anadolu ve Rumeli'nin |
Sünni (Hanefi) |
|
Safeviler |
1501–1736 |
24 Oğuz boyundan birine bağlanamaz; |
Kızılbaş oymakları: Avşar, |
Onikiimam |
|
Afşar hanedanı |
1736–1796 |
Avşar, Kırklı obası (A) |
Avşar kolları |
Şii; Nadir Şah Sünni-Şii |
|
Kaçarlar |
1796–1925 |
Kaçar oymağı (A): Şam Bayatı, Akçalu ve |
Kaçar, Bayat, Afşar |
Onikiimam Şiiliği |
|
Kaşkay |
18. yy– |
Halaç kökenli Şahilu çevresi |
Bayat, İgdir, Beydili, Şamlı, |
Şii |
|
Şahseven |
17. yy– |
Karma |
Afşar, Şamlu, Tekeli ile Kürt |
Şii |
Osmanlı-Kayı bağlantısı kuruluş
çağının kaynaklarında görülmez; TDV İA'ya göre muhtemelen Yazıcızâde Ali'den
sonraki tarihçilere geçmiştir. Bu, iddianın yanlış olduğunu değil, çağdaş
belgeyle desteklenmediğini gösterir.
Safevi örneği, eski boy düzeninin ne
kadar dönüştüğünü gösterir. Kızılbaş oymaklarının çoğu adını yirmi dört boydan
değil, Anadolu ve Suriye'deki yurtlarından alır: Rumlu (Sivas-Tokat yöresi),
Şamlu (Suriye), Tekelü (Antalya yöresi). Avşar ve Çepni eski boy adlarını
taşıyarak bu yapıya giren nadir örneklerdir. Kaçarlar da 24'lü şemadaki bir boy
değil, Bozok (Yozgat) çıkışlı obaların 15. yüzyıl sonunda Gence'ye göçüyle
oluşmuş bir oymaktır; Kaçar kolları 18. ve 19. yüzyıllarda Gence ve Revan
hanlıklarını da yönetti.
6.4. Bu tablolardan ne
öğreniyoruz?
Kurucu ailenin boyu için A veya B
düzeyinde dayanak bulunan devletler Selçuklular (Kınık), Salgurlular ve Kadı
Burhâneddin (Salur), Akkoyunlular (Bayındır), Artuklular (Döğer),
Ramazanoğulları (Yüreğir), Afşar hanedanı (Avşar) ve Kaçarlardır; Osmanlı-Kayı,
Karaman-Avşar ve Hârizmşah-Begdili geç gelenek, Karakoyunlu–Yıva ise modern bir
çıkarımdır. Hanedanın kökeni ne kadar kesin olursa olsun, devletin toplumsal
bileşimi çok daha geniştir: ordularda ve beyliklerde farklı Oğuz boyları,
Kıpçaklar, gulâm kökenli askeri elitler, yerli Müslüman ve Hristiyan unsurlar
bir aradaydı.
7. Anadolu beylikleri: hangi
beylik hangi boydan?
Anadolu beyliklerinin çoğunda kurucu
ailenin hangi Oğuz boyundan geldiği bilinmemektedir. Uç beyleri kendi boylarını
nadiren yazdırdı; boy adı taşıyan soy iddiaları çoğunlukla çağdaş kaynaklarda
görülmez ve 15. yüzyılda belirginleşen geç soy geleneklerine dayanır. Aşağıdaki
tabloda “kaynak ne diyor” sütunu, ilgili TDV İA maddesinin kurucu aile hakkında
söylediğini özetler. Son sütun, beyliğin bölgesinde 15. ve 16. yüzyıl tahrir
defterlerinde kayıtlı Oğuz boy adlarından örnekler verir (düzey D).
|
Beylik |
Merkez |
Dönem |
Kaynak ne diyor |
Düzey |
Bölgedeki |
|
Dânişmendliler |
Sivas, Tokat, Kayseri |
1071–1178 |
Azerbaycan'da yaşamış |
- |
Karkın (Sivas) |
|
Saltuklular |
Erzurum |
1072–1202 |
Saltuk Bey'in Malazgirt |
- |
- |
|
Mengücüklüler |
Erzincan, Divriği |
1072–1228 |
Sümer: boyları bilinmiyor; |
- |
Salur (Divriği) |
|
Çaka Beyliği |
İzmir |
1081–1092 |
Dânişmendnâme'de Çavuldur |
C |
- |
|
Artuklular |
Hasankeyf, Mardin, |
1102–1409 |
Döğer (Şemseddin el-Cezeri, ö. 1338) |
B |
Döğer |
|
Sökmenliler |
Ahlat |
1100–1207 |
Kurucu bir Selçuklu kumandanı; |
- |
- |
|
Karamanoğulları |
Larende (Karaman) |
1256–1487 |
Yazıcıoğlu Ali'ye göre Avşar; |
C |
Kayı, Peçenek |
|
Menteşeoğulları |
Muğla, Peçin |
1280–1424 |
Boy bilgisi yok |
- |
Kayı, İgdir |
|
Candaroğulları |
Kastamonu, Sinop |
1292–1461 |
“Hangi Türkmen boyuna |
- |
Karaevli, Kayı |
|
Karesioğulları |
Balıkesir |
1297–1360 |
Menşei bilinmiyor; mezar taşlarına |
- |
Karkın, Çepni |
|
Osmanoğulları |
Söğüt |
1299– |
Kayı (Yazıcızâde Ali) |
C |
Kayı |
|
Germiyanoğulları |
Kütahya |
1300–1429 |
Menşei ispatlanamayan görüşler; |
- |
Kayı |
|
Hamidoğulları / |
Eğirdir / Antalya |
1300–1423 |
Boy bilgisi yok |
- |
Yazır, İgdir, Kayı |
|
Aydınoğulları |
Birgi |
1308–1426 |
Kurucu bir Germiyan |
- |
Çepni |
|
Saruhanoğulları |
Manisa |
1313–1410 |
Boy bilgisi yok |
- |
Karkın, Çepni |
|
Eretna Devleti |
Sivas, Kayseri |
1335–1381 |
Kurucu Uygur kökenli bir |
- |
- |
|
Dulkadıroğulları |
Elbistan, Maraş |
1337–1522 |
Bozok Türkmenleri; |
- |
Bayat, Yazır, Kızık, |
|
Tâceddinoğulları |
Niksar |
1348–1428 |
Selçuklu soyu iddiası; |
D |
Çepni |
|
Hacıemiroğulları |
Ordu, Giresun |
1350-1427 |
Hacı Emiroğlu Süleyman Bey'in |
D |
Çepni |
|
Ramazanoğulları |
Adana |
1352–1608 |
Yüreğir |
B |
Yüreğir, Kınık, |
|
Kadı Burhâneddin |
Sivas |
1381–1398 |
Salur (Bezm ü Rezm) |
A/B |
- |
|
Özeroğulları |
Dörtyol |
14.–16. yy |
Kınık; Ramazanoğullarına |
B |
Kınık |
Popüler yayınlarda beyliklere
verilen boy adlarının çoğunun (Dânişmendliler için Karkın veya Çepni,
Saltuklular için Eymir, Mengücüklüler için Salur, Germiyan, Karesi, Saruhan,
Candar, Aydın ve Menteşe için çeşitli boylar) bilinen bir kaynağı yoktur. Bazıları
açıkça yanlıştır: Eretna bir Oğuz beyi değildi; Alaiye Beyliği'ni Kınıklara
bağlamak da doğru değildir, çünkü Alaiye Karamanoğullarının bir koluydu ve
Kınıklarla ilişkili beylik Dörtyol'daki Özeroğullarıdır.
Tablonun asıl gösterdiği,
beyliklerin tek bir boyun değil bir bölgenin ve bir beyin çevresinde toplanan
karma bir topluluğun adı olduğudur. Karesi ve Saruhan bölgelerinde Karkın ve
Çepni köyleri, Hamid ve Teke'de Yazır, İgdir ve Kayı yerleşimleri yan yana
görülür. Çepniler ise kuzeyde belirleyici oldu: Sinop'tan Giresun'a uzanan
hatta Doğu Karadeniz'in Türkleşmesi büyük ölçüde onların eseridir.
8. Yirmi dört boyun kaderi
Aşağıda boylar Reşidüddin'in
sırasıyla ele alınıyor. “Boyun kaderi” derken kesintisiz bir soy zinciri değil,
kayıtlarda görülen siyasi, coğrafi ve adlandırma izleri kastediliyor. Yer adı
sayıları, Faruk Sümer'in TDV İA “Oğuzlar” maddesindeki toplu tablodan
alınmıştır: bu tablo her boy için 16. yüzyıl tahrir defterlerindeki yer adı
sayısını ve Sümer'in tespit ettiği günümüz sayısını verir. Boyların kendi
maddelerinde sayım birimi farklı olduğu için (köy, yer, ekinlik) küçük farklar
görülebilir. Az belgelenmiş boylarda en doğru cümle bazen “bilmiyoruz”
olacaktır.
8.1. Bozoklar
Kayı. Kâşgarlı boyu Kayıg
adıyla kaydeder. Anadolu'da 16. yüzyılda 94 yer adıyla en yaygın boy adıdır
(bugün 25); en yoğun kümeler Kütahya, Çankırı, Konya, Denizli ve Menteşe'dedir
(A). Osmanlı hanedanına uzanan soy zinciri ise 15. yüzyıl geleneğidir (C). TDV
İA, Karakeçililerin Kayı ve Osmanlılarla akrabalığı iddiasını da şüpheli bulur.
Türkmenistan'da Göklen ulusu içinde 19. yüzyılda 24 obalık bir Kayı kolu vardı.
Bayat. Oğuz coğrafyasının en
geniş sahasına yayılan adlardan biridir. 16. yüzyılda Anadolu'da 42 yer adı
görülür; bunların 32'si bugüne ulaşmıştır. Kışı Kuzey Suriye'de geçiren kolları
“Şam Bayatı” diye anıldı; bunların bir bölüğü Kaçar oymağının oluşumuna
katıldı. Irak'ta Kerkük, İran'da Nişabur çevresinde Bayat toplulukları yaşar.
Dede Korkut Kitabı, Korkut Ata'yı “Bayat boyundan” diye tanıtır; şair Fuzûli de
Bayat kökenli kabul edilir.
Alkaevli. Kâşgarlı'da Alka
Bölük biçiminde geçer. Sonraki dönemlerde izi en zayıf kalan boylardandır ve
TDV İA'da ayrı maddesi yoktur. Daha büyük toplulukların içinde erimiş ya da
başka bir adla yaşamış olabilir; bunu gösteren kayıt yoktur.
Karaevli. Kâşgarlı'da Kara
Bölük adıyla geçer. 16. yüzyılda yalnızca 8 yer adı bu boyu hatırlatır;
bunların çoğu Bolu'nun Onikidivan kazasında ve Kastamonu dolaylarındadır.
Toroslarda küçük Karaevli yörük oymakları yaşar.
Yazır. Asıl yurtları
Horasan'da Nesâ'nın batısındaydı. Anadolu'da 16. yüzyılda 24 Yazır yer adı
(bugün 19) ile Dulkadır-eli, Bozok, Hamid, Teke ve Ankara'da Yazır oymakları
vardı. Horasan'da kalan kolları 17. yüzyılın ilk çeyreğinde Safevilere
bağlandı.
Döğer. Artuklu hanedanının bu
boydan geldiğini 14. yüzyılda Şemseddin el-Cezeri bildirir (B). 14. yüzyılın
ikinci yarısında Ca'ber Kalesi yöresinde bir Döğer beyliği vardı. 16. yüzyılda
Halep Döğeri 230, Hama Döğeri 199 ve Bozulus içindeki Döğer oymağı 195 hâneydi;
Kerkük'te ve Sis (Kozan) yöresinde de Döğer oymakları görülür. Tahrir
defterlerinde 19 Döğer yer adı vardır; bugün 6'sı yaşar.
Dodurga. 16. yüzyılda 24 yer
adı görülür (bugün 12). Çorum'a bağlı Dodurga ilçesi ile Sandıklı, Bolu ve
Mudurnu yörelerindeki köyler bu adı korur. 19. yüzyılda Etrek ile Gürgen
arasındaki Türkmen çölünde de kalabalık bir Dodurga grubu yaşıyordu.
Yaparlı. Kâşgarlı'nın
listesinde yoktur, yalnızca Reşidüddin'de görülür. Anadolu'da belirgin bir yer
adı ya da siyasi oluşumla ilişkilendirilemez. En doğru sonuç, bağımsız bir boy
adı olarak izlenemediğidir.
Avşar (Afşar). İzi en güçlü
boylardan biridir. 12. yüzyılda Huzistan'da Şümle'nin beyliği vardı; Akkoyunlu
ve Safevi ordularında yer aldılar ve Nadir Şah Avşar'ın Kırklı obasından çıktı
(A). Karamanoğullarını Avşar'a bağlayan iddia ise Yazıcıoğlu Ali'ye dayanır
(C). Anadolu'da 16. yüzyılda 86 yer adıyla Kayı'dan sonra ikinci sıradadır;
bunların 53'ü bugüne ulaşmıştır. 1865'teki Fırka-i Islâhiye iskânından sonra
Kayseri'nin Pınarbaşı, Tomarza ve Sarız yörelerinde yetmişi aşkın Avşar köyü
oluştu.
Kızık. Kâşgarlı'da yoktur ama
Anadolu'daki izi şaşırtıcı derecede güçlüdür: 16. yüzyılda 28 yer Kızık adını
taşıyordu ve bunların 21'i bugüne ulaşmıştır. Halep ve Şam Türkmenleri içinde
Kızık oymakları vardı. Sivas ve Yozgat'taki “Kızık halayı” bu hafızanın yaşayan
bir izidir.
Beydili (Begdili). Anadolu'da
16. yüzyılda 23 yer adı Beydili'ye aitti (bugün 9). TDV İA'ya göre önemli bir
Beydili kolu Selçuklu Devleti'nin kuruluşunda rol oynadı. İran'a giden
Beydililer Safevi devletini kuran Şamlu oymağının içinde yer aldı; Anadolu ve
Suriye'de kalanlar ise Halep Türkmenleri, Yeni İl ve İç İl teşkilatlarına
katıldı. Aynı boy adının hem Osmanlı hem Safevi dünyasında farklı siyasi ve dini
tercihler taşıyabildiğinin en iyi örneklerinden biridir.
Karkın. Kâşgarlı'da yoktur.
Anadolu'da 62 yer bu adı taşıyordu (bugün 34); Sivas'ta 8, Karahisar-ı Sâhib'de
6, Saruhan'da 6 ve Karesi'de 4 köy vardı. Dulkadir-eli'ndeki Karkınlar daha
kalabalıktı; Antep'te Halep Türkmenleri arasında da Karkın grupları görülür.
Birbirinden uzak bölgelerdeki kümeler, boyun Anadolu'ya farklı obalar halinde
ve farklı yollardan girdiğini düşündürür.
8.2. Üçoklar
Bayındır. Akkoyunlu
hanedanının boyudur (A/B). 16. yüzyılda Anadolu'da 52 yer Bayındır adını
taşıyordu (bugün 28); İzmir'e bağlı Bayındır ilçesi bu hafızanın en bilinen
izidir.
Peçenek. Kâşgarlı, aynı adı
taşıyan iki ayrı topluluktan söz eder: Bizans yakınında yaşayan bir Türk kavmi
ve Oğuzların bir boyu. TDV İA'nın Oğuzlar maddesi, Konstantinos
Porfirogennetos'a dayanarak Oğuz-Peçenek boyunun, yurtlarında kalıp Oğuzlarla
birleşen Peçeneklerden oluştuğunu belirtir. Anadolu'da Ankara, Konya, Elbistan,
Suşehri ve Emirdağ yörelerinde az sayıda Peçenek köyü vardı. Sümer'in toplu
tablosu burada ilginç bir tersliği gösterir: 16. yüzyılda 4 olan Peçenek yer
adı sayısı günümüzde 10'dur.
Çavuldur (Çavundur, Çovdur).
Anadolu'da 21 yer adı (bugün 17) ve Bozulus ile Çorum'da Çavundur oymakları
görülür. Dânişmendnâme, İzmir'deki Çaka Bey'i “Çavuldur Çaka” diye anar (C).
Mangışlak'ta kalan kolları 17. yüzyılda Kalmuk baskısıyla bir bölümü Kuzey
Kafkasya'ya göçtü. Türkmenistan'daki Çovdur toplulukları adı bugün de taşır.
Çepni. Anadolu'nun kuzeyinin
Türkleşmesinde en görünür boydur (bkz. 7. bölüm). Hacı Bektâş-ı Veli'nin
Sulucakarahöyük'teki ilk müritleri Çepnilerdendi. 16. yüzyılda 43 yer adı
Çepnilere aitti ve bunların 36'sı bugüne ulaşmıştır; ad en iyi korunan boy
adlarındandır. Bugün Doğu Karadeniz'in yanı sıra Balıkesir, İzmir, Manisa ve
Aydın'da da Çepni toplulukları yaşar.
Salur. İzi Orta Asya'dan
İran'a, Anadolu'dan Çin'e kadar uzanır. Dede Korkut'ta Salur Kazan, Oğuz ilinin
en güçlü beyidir. Fars'taki Salgurlular ve Kadı Burhâneddin bu boydandır. 16.
yüzyılda Anadolu'da 51 Salur yer adı vardı; bunların ancak yirmi ikisi bugüne
ulaşmıştır. Türkmenistan Türkmenlerinin önemli bir kısmı Salur'dan geldiğini
bilir. Çin'in Qinghai ve Gansu bölgelerindeki Müslüman Salarlar da bu adla
ilişkilendirilir.
Eymir (Eymür). Hanedanlarla
fazla görünmeyen ama Anadolu yer adlarına güçlü biçimde damga vuran bir boydur.
16. yüzyılda 71 yer adı Eymir'e aitti (bugün 28); en büyük küme
Dulkadır-eli'ndeydi. Dulkadır-eli'nden bir Eymir kolu 1501'de Safevi
Devleti'nin kuruluşuna katıldı. Gürgen boylarında 200 hânelik bir Eymir oymağı
yaşıyordu.
Alayuntlu. Reşidüddin'in
listesinde geçer; TDV İA'da ayrı maddesi yoktur. Erimenin en çarpıcı örneğidir:
16. yüzyılda 29 yer adı bu boya aitken, Sümer'in tespitine göre bugün yalnızca
1'i kalmıştır. Kütahya'daki Alayunt bu hafızanın izlerinden biridir.
Yüreğir (Üregir).
Ramazanoğulları hanedanının boyudur (B). 16. yüzyılda Anadolu'da Üregir ve
Yüregir adlı iki yöre ile 44 yer adı vardı (bugün 9); Yüreğirler Kınık,
Bayındır ve Salur ile birlikte Çukurova'da yurt tuttu. Adana'nın güneyindeki
Yüreğir ovası adını bu boydan alır.
İgdir. 16. yüzyılda 43 köy ve
ekinlik İgdir adını taşıyordu; bunlardan ancak on dördü adını korumuştur. İçel,
Teke, Hamid, Menteşe ve Adana'da yaşadılar. 1486'da Osmanlıya itaat eden Varsak
beyleri arasında “İgdir oğlu” da vardı. İran'daki Kaşkay konfederasyonu içinde
500 evlik bir İgdir oymağı bulunur. Doğu Anadolu'daki Iğdır il adının bu boyla
ilişkisi sıkça öne sürülür; TDV İA maddesi bu konuda bilgi vermez (D).
Büğdüz. 16. yüzyılda
Anadolu'da 22 yer adı Büğdüzlere aitti; bunlardan günümüze yalnızca 6'sı
ulaşmıştır. Hama sancağında küçük bir Büğdüz oymağı vardı. Bağımsız boy
kimliğinin yerel topluluk ve yer adı düzeyine çekilmesinin tipik bir örneğidir.
Yıva. 12. ve 13. yüzyıllarda
Irak Selçukluları, Hârizmşahlar, Eyyûbiler ve Anadolu Selçukluları hizmetinde
görülür; Hemedan yakınındaki Bahar Kalesi'nde Yıva melikleri vardı. 16.
yüzyılda Anadolu'da 19 Yıva yer adı tespit edilmiştir. Safevi döneminde Kaçar
obaları arasında Yıva adı geçer. Karakoyunluları Yıva'ya bağlayan görüş V.
Minorsky'nin çıkarımıdır (D).
Kınık. Siyasi tarih açısından
en tartışmasız hanedan bağlantısına sahip boydur: Kâşgarlı, çağının
sultanlarının Kınık boyundan olduğunu yazar (A). 16. yüzyılda 81 yer adı
Kınıklara aitti; bugün 46 yerleşim bu adı yaşatır, bunlardan biri İzmir'e bağlı
Kınık ilçesidir. Dörtyol'daki Özeroğulları da bu boydandı.
8.3. Yirmi dört boy tek bakışta
|
Boy |
Kol |
Kâşgarlı |
16. yy yer adı |
Bugün |
Bağlanan devlet ve |
|
Kayı |
Bozok |
Var |
94 |
25 |
Osmanlı (C) |
|
Bayat |
Bozok |
Var |
42 |
32 |
Dulkadır halkı; |
|
Alkaevli |
Bozok |
Var |
- |
- |
- |
|
Karaevli |
Bozok |
Var |
8 |
6 |
- |
|
Yazır |
Bozok |
Var |
24 |
19 |
Dulkadır-eli; |
|
Döğer |
Bozok |
Var |
19 |
6 |
Artuklu (B); |
|
Dodurga |
Bozok |
Var |
24 |
12 |
- |
|
Yaparlı |
Bozok |
Yok |
- |
- |
- |
|
Avşar |
Bozok |
Var |
86 |
53 |
Afşar hanedanı (A); Akkoyunlu, |
|
Kızık |
Bozok |
Yok |
28 |
21 |
Dulkadır halkı |
|
Beydili |
Bozok |
Var |
23 |
9 |
Selçuklu kuruluşu; |
|
Karkın |
Bozok |
Yok |
62 |
34 |
Dulkadır-eli |
|
Bayındır |
Üçok |
Var |
52 |
28 |
Akkoyunlu (A/B) |
|
Peçenek |
Üçok |
Var |
4 |
10 |
- |
|
Çavuldur |
Üçok |
Var |
21 |
17 |
Çaka (C) |
|
Çepni |
Üçok |
Var |
43 |
36 |
Hacıemiroğulları (D); |
|
Salur |
Üçok |
Var |
51 |
22 |
Salgurlu (A/B); |
|
Eymir |
Üçok |
Var |
71 |
28 |
Dulkadır-eli; Safevi kuruluşu |
|
Alayuntlu |
Üçok |
Var |
29 |
1 |
- |
|
Yüreğir |
Üçok |
Var |
44 |
9 |
Ramazanoğulları (B) |
|
İgdir |
Üçok |
Var |
43 |
14 |
Varsak beyleri |
|
Büğdüz |
Üçok |
Var |
22 |
6 |
- |
|
Yıva |
Üçok |
Var |
19 |
- |
Yıva melikleri (A); |
|
Kınık |
Üçok |
Var |
81 |
46 |
Selçuklu (A); Özeroğulları |
Yer adı sayıları: Sümer, TDV İA “Oğuzlar”
maddesindeki toplu tablo; “Bugün” sütunu Sümer'in tespit ettiği günümüz
sayısıdır. “-” işareti tabloda sayı verilmediğini gösterir. Kâşgarlı'nın
listesinde ayrıca, Reşidüddin'de bulunmayan Çarukluğ boyu yer alır.
9. Anadolu'da boy kimliği neden
eridi?
Anadolu, Oğuz boylarının en yoğun iz
bıraktığı coğrafyadır; ama eski boy düzeninin en hızlı çözüldüğü yer de
burasıdır. Bunun dört nedeni vardır.
Birincisi uç toplumudur.
Bizans sınırındaki Türkmen grupları kapalı boy birlikleri halinde değil,
savaşçı beylerin çevresinde farklı obaların, dervişlerin ve yerli unsurların
toplandığı hareketli topluluklar halinde örgütlendi.
İkincisi yerleşikleşmedir.
Göçebe için boy ve oba, güvenlikten otlak paylaşımına kadar gündelik hayatı
düzenleyen gerçek bir kurumdur. Oba köye yerleşip tarlaya, vergiye ve yerel
idareye bağlandığında bu işlevi köy cemaati ve bölgesel aidiyet üstlenir. Boy
adı bir süre köyün adı olarak kalır, sonra o da değişebilir. Sümer'in 16.
yüzyıl tespitleriyle günümüz sayılarını karşılaştırmak bu erimeyi sayılarla
gösterir: Kayı adlı 94 yerden 25'i, Üregir adlı 44 yerden 9'u, Alayuntlu adlı
29 yerden ise yalnızca 1'i bugüne ulaşmıştır. Buna karşılık Çepni (43'ten
36'ya) ve Kızık (28'den 21'e) adları büyük ölçüde korunmuştur.
Üçüncüsü yeni üst kimliklerdir.
Dulkadırlı, Ramazanlı, Varsak, Bozulus, Yeni İl, Halep Türkmenleri, Şamlu,
Ustaclu, Rumlu ya da Şahseven gibi adlar farklı kökenlerden grupları yeni
siyasi ve idari yapılarda bir araya getirdi. Bu adların bir kısmı coğrafyadan,
bir kısmı hanedandan, bir kısmı konfederasyondan türedi. Eski boy adları
toplumsal gerçekliğin yalnızca bir katmanı haline geldi.
Dördüncüsü devletin kayıt
mantığıdır. Osmanlı idaresi için bir topluluğun vergi yükümlülüğü,
konar-göçer statüsü ve bağlı olduğu kaza, Oğuz Kağan şeceresindeki yerinden
daha önemliydi. Bu yüzden 16. yüzyıl tahririndeki bir oymak adını 11.
yüzyıldaki boy adıyla otomatik olarak özdeşleştirmek doğru değildir.
10. İnançlar: kökenden bugüne
Oğuz torunları bugün dört ayrı inanç
yatağında yaşar: Sünni İslam (Türkiye, Türkmenistan, Suriye, Irak'ın bir
kısmı), Kızılbaş-Alevi gelenek (Anadolu), Onikiimam Şiiliği (İran, Azerbaycan,
Irak'ın bir kısmı) ve Ortodoks Hristiyanlık (Gagavuzlar). Bu ayrışma boy
kökenine göre değil, yaşanılan bölgeye, devlet siyasetine, dini kurumlara ve
tarikat ağlarına göre gerçekleşti. “Şu boy şu mezheptendir” türü eşleştirmeler
tarihi gerçekliği yansıtmaz.
10.1. İslam öncesi bozkır
inançları
İslam öncesi Oğuzların inanç
dünyasını tek ve sınırları belli bir “Gök Tanrı dini” olarak tanımlamak fazla
sistematik olur. Kaynaklar Tengri (Gök Tanrı) inancını, yer-su kutsallıklarını,
atalara ilişkin ritüelleri, kurban ve defin uygulamalarını gösterir. 922'de
Oğuzların arasından geçen Abbâsi elçisi İbn Fadlân, onların zor durumda göğe
bakıp “Bir Tengri” dediklerini ve ölüleri için at kurban ettiklerini yazar. Reşidüddin'in
her boya verdiği ongun kuşu - avlanmayan ve eti yenmeyen kutsal kuş - eski
geleneklerin 14. yüzyılda nasıl hatırlandığını gösterir; bunu eksiksiz bir “totem
sistemi” olarak okumak ise temkin ister. Dede Korkut hikâyelerindeki ozan, at
kurbanı ve yas törenleri bu dünyanın Müslüman bir çerçeveye taşınmış izleridir.
10.2. Temaslar ve İslamlaşma
Seyhun Oğuzları Maniheizm, Budizm,
Nesturi Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam'ın karşılaştığı bir sınır bölgesinde
yaşıyordu. Selçuk Bey'in oğullarına verilen Mikâil, İsrâil (Arslan), Mûsâ ve
Yûnus adlarının Hazar Yahudiliğinden mi, Nesturi Hristiyanlıktan mı geldiği,
yoksa İslam'a giriş sürecinde mi verildiği tartışmalıdır. İslamlaşma 10.
yüzyılda başladı (bkz. 5.3); Sütkent ile Farab–Cend arasında bu yüzyılın başında
büyük Müslüman Oğuz toplulukları vardı. “Türkmen” adı bu dönüşümün dildeki
izidir.
10.3. Sünni kurumlar ve Türkmen
dindarlığı
Selçuklu siyasi düzeni Sünniliği
destekledi, ama bunu tek bir mezheple özdeşleştirmek doğru değildir. Hanefilik
Horasan ve Mâverâünnehir'de güçlüydü ve hanedanın mezhebiydi. Öte yandan vezir
Nizâmülmülk'ün kurdurduğu Nizâmiye medreseleri Şâfii-Eş'ari çizginin
kurumsallaşmasına büyük katkı yaptı. Osmanlılar ise Hanefi mezhebini devletin
resmi mezhebi haline getirdi.
Anadolu'ya gelen Türkmenlerin dini
hayatı medrese İslamından ibaret değildi. Horasan'dan gelen Kalenderi, Haydari
ve Vefâi dervişleri özellikle konar-göçer ve uç toplumlarında etkili oldu.
1240'taki Babai ayaklanması bu sosyal-dini dünyanın siyasete taşındığı ilk
büyük kırılmadır; Çepniler de ayaklanmaya katıldı. Hacı Bektâş-ı Veli'nin
Sulucakarahöyük'teki ilk müritlerinin Çepnilerden olması da bu bağlamda
anlamlıdır. Yine de “göçebe Türkmen = Alevi” gibi geriye doğru kurulmuş bir
eşitlikten kaçınmak gerekir: 13. yüzyılın Babai ve Kalenderi çevreleri ile 16.
yüzyıl Kızılbaşlığı arasında süreklilikler kadar dönüşümler de vardır.
10.4. Kızılbaşlık, Safeviler ve
Alevilik
Kızılbaş adı 15. yüzyılın sonunda
doğdu: Safevi şeyhi Haydar (ö. 1488) müritlerine on iki dilimli kırmızı bir
börk giydirdi. 1500 dolayında Şah İsmail'in çevresinde toplanan Ustaclu, Şamlu,
Rumlu, Tekelü, Dulkadır, Avşar, Çepni ve Varsak Türkmenleri Safevi hareketinin
askeri temelini oluşturdu. Bu oymakların çoğu Anadolu ve Kuzey Suriye
kökenliydi. Safevi Devleti 1501'de kurulduktan sonra bu kitlelerin İran'a geçen
kısmı zamanla Onikiimam Şiiliğine bağlandı. Anadolu'da kalan ve Safevi
şeyhlerine bağlılığını sürdüren topluluklar ise Osmanlı kayıtlarında “Kızılbaş”
diye anıldı. 20. yüzyılın başından itibaren bu toplulukları anlatmak için “Alevi”
adı giderek yaygınlaştı.
Alevi–Sünni ayrışmasını Oğuz
boylarına göre haritalamak mümkün değildir: Çepni, Avşar ve Beydili gibi adlar
hem Sünni hem Kızılbaş-Şii çevrelerde görülür (bkz. 10.7).
10.5. İran'da Şiilik
Safeviler 1501'de Onikiimam
Şiiliğini devlet dini yapınca İran ve Azerbaycan'daki Türkmen toplulukların
büyük bölümü uzun vadede bu mezhebe girdi. Afşarlar, Kaçarlar, Bayatlar,
Şahsevenler ve Kaşkaylar bugün Şiidir. Nadir Şah 1736'da tahta çıkarken, Şiiliği
“Ca'feri mezhebi” adıyla beşinci bir Sünni mezhep gibi tanıtarak Osmanlılarla
uzlaşma aradı; bu girişim kalıcı olmadı. Karakoyunluların Şiilikle ilişkisi ise
sık tekrarlanır ama zayıftır: Kara Yûsuf, İskender ve Cihan Şah'ın sikkelerinde
dört halifenin adı yer alır.
10.6. Gagavuzlar: Oğuzca konuşan
Hristiyan bir topluluk ve köken tartışması
Balkanlara geçip Bizans hizmetine
giren Uzların bir kısmı Hristiyanlaştı. Bugün Moldova, Ukrayna ve
Bulgaristan'da yaşayan Gagavuzlar, Oğuz grubundan bir Türk dili konuşan
Ortodoks Hristiyan bir topluluktur. Kökenleri tartışmalıdır. TDV İA, 13.
yüzyılda Bizans'a sığınan Sultan II. İzzeddin Keykâvus'un çevresiyle Dobruca'ya
yerleşen Türkmenleri öne çıkaran görüşü en güçlü aday sayar; Uz-Peçenek kökeni
de savunulur. Güvenle söylenebilecek olan, Gagavuzların Oğuzca dil mirasını
Hristiyan bir kimlik içinde sürdürdüğüdür.
10.7. Aynı boy, farklı inanç
|
Boy / topluluk |
Bölge |
Bugünkü |
Nasıl oldu |
|
Kınık, Kayı, Bayındır |
Anadolu köyleri |
Sünni (Hanefi) |
Selçuklu ve |
|
Avşar |
Kayseri, Çukurova |
Sünni |
Osmanlı iskânı |
|
Avşar (Afşar) |
İran, Azerbaycan |
Şii |
Safevi Kızılbaş kolları; |
|
Çepni |
Doğu Karadeniz |
Sünni |
Osmanlı dönemi |
|
Çepni |
Balıkesir, İzmir, |
Kısmen Alevi |
Babai-Bektaşi ve |
|
Bayat |
Irak (Kerkük) |
Sünni ve Şii kollar |
Osmanlı ve İran |
|
Bayat, Kaçar, |
İran |
Şii |
Safevi devlet dini |
|
Beydili |
Anadolu, Suriye / İran |
Sünni / Şii |
Yeni İl ve Halep |
|
Salur (Salır) |
Türkmenistan |
Sünni (Hanefi) |
Orta Asya İslamı |
|
Salarlar |
Çin (Qinghai-Gansu) |
Sünni |
Orta Asya'dan göç |
|
Gagavuzlar |
Moldova, Ukrayna, |
Ortodoks Hristiyan |
Bizans ve Balkan ortamı |
Tablo genel eğilimleri gösterir;
her bölgede istisnalar vardır ve bireylerin inancı boy adından çıkarılamaz.
11. Oğuz boylarının bugünkü
izleri
11.1. Yer adları
Boyların en somut izi yer adlarıdır.
Kayı, Avşar, Kınık, Eymir, Karkın, Bayındır, Salur, Çepni, Bayat, Yazır ve
Dodurga gibi adlar Anadolu'nun köylerinde, ilçelerinde ve ovalarında yaşar. Ama
bir köyün Kayı adını taşıması, bugün orada yaşayan herkesin Kayı boyundan
geldiğini kanıtlamaz. Yer adı çoğu zaman köyü kuran ya da bir dönem orada
baskın olan obanın hatırasıdır; nüfus sonraki yüzyıllarda değişmiş olabilir.
Avşar, Bayat, Çepni, Salır ve Çovdur gibi bazı adlar ise yalnızca yer adı
olarak değil, toplulukların kendi adı olarak da yaşadı.
|
Bölge |
Yaşayan izler |
|
Türkiye |
İlçe ve bölge adları: Bayındır ve Kınık (İzmir), Dodurga (Çorum), |
|
Türkmenistan |
Salır aşireti Salur adını doğrudan taşır; Çovdur, Eymir, |
|
İran ve Azerbaycan |
Afşar, Kaçar, Bayat, Şahseven, Beydili toplulukları; |
|
Irak ve Suriye |
Kerkük yöresinde Bayat Türkmenleri; Halep, Hama ve Antep |
|
Çin |
Qinghai-Gansu'da Müslüman Salarlar. |
|
Balkanlar |
Moldova'daki Gagavuz Özerk Bölgesi ve Bulgaristan-Ukrayna Gagavuzları; |
11.2. Dil: boylar dağıldı, Oğuzca
büyüdü
Oğuzların belki de en büyük ve
kalıcı mirası dildir. Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmence,
Gagavuzca, Horasan Türkçesi ve Kaşkayca, Türk dillerinin Oğuz (güneybatı)
grubunu oluşturur. Çin'deki Salarların dili de Oğuz özellikleri taşır. On birinci
yüzyılda boylar halinde yaşayan Oğuzların dili bugün yüz milyonu aşkın insanın
konuştuğu en kalabalık Türk dili grubudur. Siyasi boy düzeni küçülürken dil
coğrafyası büyüdü.
11.3. Genetik kimlik ile boy
kimliği aynı şey değildir
Bir kişinin “Kayı”, “Avşar” ya da “Çepni”
olduğunu DNA testiyle belirlemek mümkün değildir. Orta Çağ boyları kapalı
biyolojik topluluklar değil, yeni grupların katılabildiği, kolların ayrılıp
başka birliklere girebildiği siyasi ve sosyal birliklerdi. Boy kimliği tarih,
kültür, sözlü hafıza ve yer adları üzerinden izlenebilir; genetik kategorilerle
eşitlenemez.
12. Sonuç: Oğuz boylarına ne
oldu?
Oğuz boyları yok olmadı; boylar
halinde örgütlenmiş Oğuz elini bir arada tutan düzen dağıldı. Kınıklar
Selçuklu, Bayındırlar Akkoyunlu, Salurlar Salgurlu ve Kadı Burhâneddin,
Avşarlar Nadir Şah hanedanlarını çıkardı; ama her biri kendi devletinin içinde başka
topluluklarla karıştı. Çepniler Karadeniz'in fethinde rol oynadı, Salurların
adı Türkmenistan'dan Çin'e kadar yaşadı. Alkaevli, Yaparlı ve Alayuntlu gibi
boylar ise bağımsız kimlik olarak neredeyse tamamen silindi.
Devletler açısından tablo, popüler
anlatıdan daha mütevazıdır. Kurucu ailesinin boyu çağdaş ya da yakın kaynakla
gösterilebilen hanedanlar azdır; Osmanlı–Kayı ve Karaman–Avşar bağlantıları
çağdaş kaynaklarda görülmez ve 15. yüzyılda belirginleşen geç soy geleneklerine
dayanır. Buna karşılık hemen her devletin ve beyliğin içinde, tahrir defterleri
ve kroniklerle belgelenen çok sayıda Oğuz boyu ve oymağı vardır. Oğuz tarihinin
asıl belgesi hanedan şecereleri değil, bu kayıtlardır.
İnanç açısından da aynı dönüşüm
görülür. Gök Tanrı'ya yönelen bozkır toplulukları 10. ve 11. yüzyıllarda
İslam'a geçti. Sonra aynı boyların kolları, yaşadıkları yere ve bağlı oldukları
devlete göre Sünni, Kızılbaş-Alevi, Şii ya da Hristiyan topluluklar içinde yer
aldı. İnanç kimliği, boy kimliğinden bağımsız bir tarih izledi.
Bu dönüşümü “dağıldılar, karıştılar,
yerleştiler” diye özetlemek mümkündür; buna “yeniden örgütlendiler” ve “hatırlandılar”
da eklenmelidir. Eski boy adları önce 15. yüzyılda hanedan meşruiyetinin, sonra
köy adlarının, en son da modern kimlik arayışının parçası olarak yeniden
hatırlandı. Boylar siyasi biçimlerini kaybetti; dilleri, yer adları, aşiret
adları, destanları ve kurdukları devletlerin mirası Horasan'dan Balkanlara
uzanan geniş bir coğrafyada yaşamaya devam etti.
Ek A. Oğuzların kardeş kolları ve
Oğuz olmayan Türk devletleri
Orta Çağ'dan bu yana Türk dünyasının
ana kütlesi üç büyük kola ayrılır: Oğuz (güneybatı), Kıpçak (kuzeybatı) ve
Karluk (güneydoğu). Bugün Türk dili konuşanların kaba bir hesapla yüzde 95'ten
fazlası bu üç kola girer; bunların yarıdan fazlası Oğuzcadır. Bu ayrım
öncelikle bir dil sınıflandırmasıdır, soy ağacı değildir. Bugünkü halkların
çoğu farklı kollardan, hatta Türk olmayan unsurlardan karışarak oluştu. En iyi
örnek Özbeklerdir: adları, 16. yüzyılda Mâverâünnehir'i ele geçiren Kıpçak
kökenli Şeybâni Özbeklerinden gelir; dilleri ise yerleşik halkın Karluk-Çağatay
Türkçesidir.
|
Kol |
Başlıca bugünkü halklar |
Tarihte bağlanılan devletler |
Konuşur sayısı |
|
Oğuz (güneybatı) |
Türkiye Türkleri, |
Selçuklu, Akkoyunlu, |
110–120 milyon |
|
Karluk (güneydoğu) |
Özbekler, Uygurlar |
Karahanlılar (kurucu unsurun |
45–50 milyon |
|
Kıpçak (kuzeybatı) |
Kazaklar, Kırgızlar, |
Kuman-Kıpçak konfederasyonu, |
30–35 milyon |
|
Sibirya (kuzeydoğu) |
Sahalar (Yakutlar), Tıvalar, |
- |
1–1,5 milyon |
|
Oğur (Bulgar) |
Çuvaşlar |
Hazarlar (muhtemelen), |
Yaklaşık 1 milyon |
|
Halaç |
İran'daki Halaçlar |
- |
Birkaç on bin |
Konuşur sayıları kaba
tahminlerdir; güncel nüfus sayımlarıyla karşılaştırılmalıdır.
Dilbilimdeki en eski ayrım üçlü
değil ikilidir: Oğur (Bulgar-Çuvaş) kolu ile geri kalan “Ortak Türkçe”. Oğur
dillerindeki r ve l seslerine Ortak Türkçede z ve ş karşılık gelir: Çuvaşça
văkăr “öküz”, Türkçe öküz. Oğuz, Kıpçak ve Karluk kolları bu Ortak Türkçenin
içindeki sonraki ayrışmalardır. Kâşgarlı Mahmud 11. yüzyılda Oğuzca ile
Karahanlı (Hakaniye) Türkçesi arasındaki farkları zaten kaydetmişti.
Birkaç noktaya dikkat etmek gerekir.
Bugünkü Kırgızca Kıpçak grubuna girer; ama 9. yüzyılda Uygur Kağanlığı'nı yıkan
Yenisey Kırgızları, Sibirya grubuna yakın bir dil konuşuyordu. Bugünkü Uygurlar
Karluk-Çağatay kökenli bir dil konuşur; 8. ve 9. yüzyılın Eski Uygurcası ayrı
bir tarihi dildir. Tuna Bulgarları 9. ve 10. yüzyıllarda Slavlaştı; Çuvaşların
ataları İdil (Volga) Bulgarlarıdır. Yakutların kendi adı Saha'dır; “Salar” ise
Çin'deki Oğuz kökenli başka bir halkın adıdır.
Aşağıdaki tablo, Türk sayılan ama
Oğuz boylarının kurucu olmadığı başlıca devletleri gösterir. Bu devletlerin
birçoğunda Oğuz-Türkmen unsurlar ikincil bir rol oynadı.
|
Devlet |
Dönem |
Kurucu unsur |
Oğuzlarla ilişkisi |
|
Göktürk Kağanlığı |
552–744 |
Aşina hanedanı |
Dokuz Oğuzlar kağanlığın ana |
|
Uygur Kağanlığı |
744–840 |
Uygurlar |
Dokuz Oğuz adıyla bağlantılı; |
|
Hazar Kağanlığı |
7. yy–969 |
Muhtemelen Oğur dilli |
Oğuzların kuzeybatı komşusu; |
|
Karahanlılar |
840 dolayı–1212 |
Karluk, Yağma, Çiğil (tartışmalı) |
Oğuzların doğu komşusu ve rakibi |
|
Gazneliler |
963–1186 |
Türk gulâm kumandanlar |
Horasan'da Selçuklularla savaştılar; |
|
Memlükler |
1250–1517 |
Bahri dönemde Kıpçak, |
Suriye'deki Türkmen boylarını |
|
Altın Orda |
1242–1502 |
Cengiz soyu hanedan; |
Oğuz dışı; Kıpçaklaşan bir Moğol devleti |
|
Timurlular |
1370–1507 |
Türkleşmiş Moğol Barlas oymağı; |
Akkoyunlu ve Karakoyunlularla savaştılar; |
|
Kazan ve Kırım |
1438–1552 / |
Cengiz soyu hanedan; |
Kırım Hanlığı Osmanlı hâkimiyetine girdi |
|
Babürlüler |
1526–1858 |
Timurlu hanedanı |
Oğuz dışı; Safevilerle ittifak ve |
Kaynaklar: Bu makale
internette bulunan TDV İslam Ansiklopedisi ve Wikipedia’nın
ilgili sayfaları ile Youtube’daki ilgili videolardan yararlanılarak
hazırlanmıştır.
·
TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki kaynaklar: “Oğuzlar”, “Bozoklar”, “Üçoklar”, “Kayı”, “Bayat”, “Karaevli”, “Yazır”, “Döğer”, “Dodurga”, “Avşar”, “Avşarlılar”, “Kızık”, “Karkın”, “Bayındır”, “Peçenek”, “Çavuldur”, “Çepni”, “Salur”, “Eymir”, “Büğdüz”, “Yıva”, “Kınık”. “Beydili”
·
Wikipedia’daki kaynaklar: “Yüreğir”, “İgdir”, “Oğuz
Kağan Destanı”, “Dokuz
Oğuzlar”, “Oğuz
Yabguluğu”, “Oğuzlar”,
“Oğuz
Boyları”, “Anadolu
Beylikleri”,
·
Youtube’daki kaynaklar:
o
https://www.youtube.com/watch?v=5CziDV8t53M
o
https://www.youtube.com/watch?v=rhaHvoU6Z8o
o
https://www.youtube.com/watch?v=5CziDV8t53M&t=111s
o
https://www.youtube.com/watch?v=In7bSwaGvsk&t=19s
o
https://www.youtube.com/watch?v=2EKD696c3HY
o
https://www.youtube.com/watch?v=9B8cnyWAZeU
o
https://www.youtube.com/watch?v=NdcQQQ4uMDQ
o
https://www.youtube.com/watch?v=osqSzPjX1Ps
Not: Bu makale 2026 yılında
yapay zeka yardımıyla güncellenmiştir. Yapay Zeka’nın başvurduğu kaynaklar
aşağıdadır.
·
Kâşgarlı Mahmud. Divânu Lugâti't-Türk
(1070'ler).
·
Reşidüddin Fazlullah. Câmiu't-Tevârih, Oğuz
tarihi bölümü (14. yüzyıl başı).
·
Yazıcızâde Ali. Tevârih-i Âl-i Selçuk (II. Murad
dönemi, 15. yüzyıl).
·
Ebülgazi Bahadır Han. Şecere-i Terâkime
(1659–1660).
·
Ebû Bekr-i Tihrâni. Kitâb-ı Diyârbekriyye (15.
yüzyıl, Akkoyunlu saray tarihi).
·
Aziz b. Erdeşir-i Esterâbâdi. Bezm ü Rezm (14.
yüzyıl sonu, Kadı Burhâneddin sarayı).
·
Dânişmendnâme (destani anlatı).
·
Dede Korkut Kitabı.
·
Oğuz Kağan Destanı, Uygur harfli nüsha. W. Bang
ve G. R. Rahmeti (Arat) neşri, 1936.
·
İbn Fadlân. Seyahatnâme (922 yolculuğu).
·
Sümer, Faruk. Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri –
Boy Teşkilâtı – Destanları. İlk baskı Ankara, 1967; sonraki genişletilmiş
baskılar.
·
“Selçukluların İslâm Öncesi Dini İnanışlarının
Kanıtı Olarak Selçukoğullarının İsimleri.” Turkish Academic Research Review.
https://dergipark.org.tr/tr/pub/tarr/article/1195722