Popüler Yayınlar

3 Eylül 2023 Pazar

Oğuz Boylarına Ne Oldu?

Yirmi dört boy nasıl dağıldı, birbirine karıştı ve bugüne ne bıraktı?

 

Oğuz boyları kaybolmadı. Kaybolan, onları tek bir siyasi düzen içinde tutan eski boy teşkilatıydı. Boylar parçalandı, göç etti, karıştı, yeni konfederasyonlara katıldı ve yerleşik toplumlar içinde başka kimliklere dönüştü.

 

Yok olan, boylar halinde örgütlenmiş Oğuz elini tek bir siyasi çerçevede tutan eski boy teşkilatıydı. On birinci yüzyıldan itibaren Seyhun (Siriderya) boylarındaki Oğuz dünyası Horasan, İran, Azerbaycan, Anadolu, Suriye, Irak, Karadeniz'in kuzeyi ve Türkistan'a dağıldı. Aynı boyun obaları farklı devletlerin tebaası oldu; farklı boylar aynı beylik ve konfederasyonlarda birleşti; göçebeler yerleşikleşti. Boy adlarının bir bölümü hanedan, aşiret veya köy adı olarak yaşadı, bir bölümü gündelik kimlik olmaktan çıktı.

 

Bu makale üç soruyu birlikte ele alıyor: Oğuz boyları nereye gitti, hangi devlet ve beyliklerin kuruluşunda ya da içinde yer aldı ve inançları nasıl değişti? Her iddia, dayandığı kaynağın gücüne göre dört düzeyden biriyle değerlendiriliyor. Kurucu ailesinin boyu çağdaş ya da yakın kaynakla gösterilebilen hanedan sayısı sanıldığından azdır: Selçuklular (Kınık), Salgurlular (Salur), Akkoyunlular (Bayındır), Kadı Burhâneddin (Salur), Artuklular (Döğer), Ramazanoğulları (Yüreğir), Nadir Şah'ın Afşar hanedanı (Avşar) ve Kaçarlar. Osmanlı-Kayı ve Karaman-Avşar bağlantıları 15. yüzyıl geleneğine dayanır; Anadolu beyliklerinin çoğunda kurucu boy bilinmemektedir.

 

İnanç bakımından Oğuzlar Gök Tanrı merkezli bozkır inancından 10. ve 11. yüzyıllarda İslam'a geçti. Sonraki ayrışma (Anadolu'da Sünnilik ile Kızılbaş-Alevi gelenek, İran'da Onikiimam Şiiliği, Balkanlarda Ortodoks Hristiyanlık) boylara göre değil, coğrafyaya ve siyasi tarihe göre gerçekleşti. Aynı boy adı bugün birden fazla inanç topluluğunda yaşamaktadır.

 

1. Giriş: Kayboldular mı, dönüştüler mi?

Bugün Anadolu'nun hemen her bölgesinde Kayı, Bayat, Avşar, Çepni, Eymir, Karkın ya da Kınık adını taşıyan bir köye rastlamak mümkündür. Kayseri'de kendini Avşar bilen aileler, Karadeniz'de Çepni adını yaşatan topluluklar, Türkmenistan'da Salır ve Çovdur adını taşıyan gruplar, İran'da Afşar ve Bayat adıyla bilinen topluluklar vardır. Buna karşılık 11. yüzyıl kaynaklarında gördüğümüz, boylar halinde örgütlenmiş Oğuz eli artık yoktur. Bu iki gerçek yan yana konunca asıl soru ortaya çıkar: Boylar yok olmadıysa, onlara ne oldu?

 

Kısa cevap, boyların eski anlamıyla “boy” olma özelliğini zamanla kaybettiğidir. Bunu beş süreç açıklar. Birincisi parçalanmadır: aynı boyun obaları birbirinden binlerce kilometre uzağa düştü. İkincisi karışmadır: beylikler ve ordular tek bir boydan oluşmadı; Oğuz boyları birbirleriyle ve Oğuz olmayan topluluklarla birleşti. Üçüncüsü konfederasyonlaşmadır: Akkoyunlu, Karakoyunlu, Dulkadirli, Halep Türkmenleri, Kızılbaş ya da Şahseven gibi yeni üst kimlikler eski boy adlarının önüne geçti. Dördüncüsü yerleşikleşmedir: oba köye, yaylak-kışlak düzeni vergiye kayıtlı yerleşime dönüştükçe boy adı gündelik siyasi işlevini yitirdi. Beşincisi devletleşmedir: Selçuklu, Osmanlı ya da Safevi tebaası olmak, boy mensubiyetinden daha belirleyici hale geldi.

 

Bu yüzden “hangi devlet hangi boydan çıktı?” sorusu tek başına yetmez: bir hanedanın hangi boydan geldiği ile o devletin halkını hangi boyların oluşturduğu ayrı sorulardır. Bu makale her devlet ve beylik için iki soruyu ayrı ayrı soruyor.

 

2. Kaynaklar ve yöntem

2.1. Dört ana kaynak

Oğuz boyları hakkındaki bilgimiz dört temel esere dayanır. Kâşgarlı Mahmud'un Divânu Lugâti't-Türk'ü (1070'ler) Oğuz boylarını yirmi iki olarak sayar ve damgalarını verir. Kâşgarlı, listesindeki Çarukluğ boyunun “sayısı az ve damgası belli değil” olduğunu belirtir; bu ad sonraki listelerde görülmez. Reşidüddin Fazlullah'ın Câmiu't-Tevârih'i (14. yüzyıl başı) yirmi dört boyu Bozok ve Üçok diye iki kola ayırır, her boyu Oğuz Kağan'ın bir torununa bağlar ve boylara damga, ülüş (şölende düşen et payı) ve ongun (kutsal kuş) verir. Kâşgarlı'da bulunmayan Yaparlı, Kızık ve Karkın bu listede yer alır.

 

Bu fark önemlidir. “Yirmi dört Oğuz boyu”, 10. ve 11. yüzyıla ait bir siyasi kayıt değil, Reşidüddin'le klasik biçimini alan 24'lü bir şemadır. Çağdaş kaynaklar boylar halinde örgütlenmiş bir Oğuz eli gösterir; Bozok-Üçok ikiliği ise 1153'te Sultan Sencer'e karşı ayaklanan Horasan Oğuzlarında gerçek bir örgütlenme olarak görülür. Sayının 24'e tamamlanması ve boyların Oğuz Kağan'ın torunlarına bölüştürülmesi şemaya aittir. Bu makale “yirmi dört boy” derken bu listeyi kasteder.

 

Yazıcızâde Ali, II. Murad döneminde (1421–1451) yazdığı Selçuklu tarihinde bu Oğuz şeceresini Osmanlı tarih yazımına taşımıştır. Ebülgazi Bahadır Han'ın Şecere-i Terâkime'si (1659–1660) ise aynı geleneği Türkistan'da kalan Türkmenlerin hafızasından yeniden kurar. Modern araştırmanın temel eseri hâlâ Faruk Sümer'in Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri - Boy Teşkilâtı - Destanları kitabıdır (ilk baskı 1967). TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki boy maddelerinin çoğu da Sümer'in kaleminden çıkmıştır ve bu makalede sıkça kaynak olarak anılmaktadır.

 

Bu eserler eşit ağırlıkta değildir: Kâşgarlı çağdaş bir tanıktır; Reşidüddin kendisinden iki-üç yüzyıl önceki boy dünyasını düzenli bir soy ağacı halinde sunar; Yazıcızâde ve Ebülgazi daha da geçtir ve kendi hanedanlarının meşruiyet ihtiyaçlarıyla yazar.

 

2.2. Kanıt düzeyleri

Makalede her iddia aşağıdaki dört düzeyden biriyle işaretlenmiştir. Düzey iddiaya verilir, boya değil: örneğin Kayı boyunun Anadolu'daki varlığı tahrir defterleriyle belgelidir (A), ama Osmanlı hanedanının Kayı'dan geldiği iddiası geç gelenektir (C).

 

Düzey

Tanım

Nasıl okunmalı

A - Belge

Çağdaş kayıt: kronik, tahrir defteri,
sikke, kitabe, resmi yazışma.

En güçlü dayanak.

B - Erken anlatı

Olaydan bir-iki kuşak sonra yazılmış
anlatı veya hanedanın kendi tarih yazımı.

Güçlü; ama eleştirel okunmalı.

C - Geç gelenek

Yüzyıllar sonra kurulan soy kütüğü,
destan veya meşruiyet anlatısı.

Mümkün; tarihi ispat değildir.

D - Çıkarım

Yer adı, aşiret adı, nüfus dağılımı ya da
sözlü soy anlatısından yapılan tahmin.

İz gösterir; soy zinciri kurmaz.

 

Bir iddianın geç bir kaynakta bulunması onu yanlış yapmaz; yalnızca ispat gücünü düşürür. Tarihçilikte önemli olan, neyi bildiğimiz kadar neyi hangi güvenle bildiğimizi de söylemektir.

 

3. Destan ile tarih: Oğuz Kağan

Oğuz Kağan, Türk tarihi hafızasının en güçlü kurucu ata figürlerinden biridir. Destanda olağanüstü bir doğumla dünyaya gelir, cihan hâkimiyeti için seferlere çıkar ve ülkesini oğulları arasında paylaştırır. Gün, Ay ve Yıldız'dan Bozokların, Gök, Dağ ve Deniz'den Üçokların türemesi bu destani soy düzeninin parçasıdır. Destanın iki ana biçimi vardır: İslam öncesi motifleri koruyan Uygur harfli nüsha (Paris, Bibliothèque nationale; W. Bang ve G. R. Rahmeti [Arat] neşri, 1936) ve Reşidüddin'de görülen İslami Oğuzname geleneği.

 

Oğuz Kağan'ın tarihi kimliği tartışmalıdır. Friedrich Hirth'ten beri Türk tarih yazımında onu Asya Hun hükümdarı Mete (Modu) ile özdeşleştiren güçlü bir gelenek vardır. Başka araştırmacılar destanın farklı dönemlerden katmanlar taşıdığını ve daha eski bozkır anlatılarıyla ilişkili olduğunu savunur. En güvenli yaklaşım, Oğuz Kağan'ı farklı dönemlerin siyasi ideallerinin, soy hafızasının ve destan motiflerinin birleştiği efsanevi ata olarak görmektir (düzey C).

 

Konumuz Oğuz Kağan'ın kimliğini çözmek değil, 10. ve 11. yüzyıllarda Seyhun çevresinde yaşadığı belgelenen Oğuz topluluğunun sonraki kaderidir. Destan Oğuzların kendilerini nasıl anlattığını, kronikler ve tahrir defterleri ise nerede ve nasıl yaşadıklarını gösterir.

 

4. Kelimeleri ayırmak: Oğuz, Türkmen, boy, oba, oymak, el

Oğuz, belirli dönemlerde geniş bir siyasi ve etnik topluluğun adıdır. Ad ilk kez Göktürk yazıtlarında “Dokuz Oğuz” biçiminde geçer; TDV İA'nın “Oğuzlar” maddesi onu en makul biçimde ok (kabile birimi) ve çokluk eki -z ile açıklar. Türkmen ise İslam'a giren Oğuzlar için Müslüman yazarların 10. yüzyıldan itibaren kullandığı addır; Oğuzlar bu adı başta benimsemedi, ama 13. yüzyıldan sonra birçok bölgede Türkmen adı Oğuz adının yerini aldı. Anadolu Türkmenleri, Irak-Suriye Türkmenleri ve Türkmenistan Türkmenleri bu yüzden aynı tarihi mirasın farklı kollarıdır.

 

Boy, Oğuz siyasi toplumunun büyük alt birliğidir: Kayı, Bayat, Avşar ya da Çepni gibi. Oba, birlikte göç eden küçük göçebe topluluktur. Oymak ve aşiret, özellikle Osmanlı ve İran kayıtlarında büyüklüğü değişebilen topluluklar için kullanılır. El ya da ulus (Dulkadir-eli, Bozulus gibi) daha geniş bir aşiretler birliğini anlatır. Konfederasyon ise farklı boy ve oymakların ortak bir liderlik çevresinde toplanmasıdır.

 

Bu ayrım önemli bir yanılgıyı önler: bir beyliğin hükümdar ailesini bir boya bağlayabilsek bile, uçlarda bir beyin çevresinde farklı Türkmen obaları, şehirli Müslümanlar, dervişler ve yerli Hristiyanlar birlikte bulunuyordu. “Boy” ile “devlet” hiçbir zaman bire bir aynı şey olmadı.

 

5. Seyhun'dan dört yöne

5.1. Dokuz Oğuz ve Seyhun Oğuzları

Sekizinci yüzyılın Moğolistan'ındaki Dokuz Oğuzlar ile 10. yüzyılda Seyhun çevresinde yaşayan Oğuzlar arasındaki bağ kesintisiz biçimde gösterilemez. Ad ve bazı siyasi gelenekler sürmüş olabilir; ama bozkırda topluluklar parçalanır, birleşir ve yeniden adlandırılır.

 

5.2. Oğuz Yabgu Devleti

Onuncu yüzyılın ilk yarısında Oğuzlar, Aral Gölü ile aşağı Seyhun havzasında bir siyasi birlik oluşturdu. Başkent Yenikent'ti; hükümdar yabgu unvanını taşıyor, yanında kül erkin adlı bir yönetici ve ordu komutanı subaşı bulunuyordu. Bu yapı merkezi bir devletten çok, boyların yabgu çevresindeki gevşek birliğiydi. Devlet 1003'ten önce dağıldı. İç çekişmeler, Selçuklu ailesi gibi güçlü grupların ayrılması ve Kıpçak baskısı birlikte etkili oldu; hangisinin belirleyici olduğu tartışmalıdır.

 

5.3. Selçuk Bey, Kınıklar ve İslamlaşma

Selçuklu hanedanının atası Selçuk Bey, yabgunun subaşısı Dukak'ın oğluydu ve Kınık boyuna mensuptu. Kâşgarlı Mahmud, Kınıkları “çağının sultanlarının boyu” olarak anar (düzey A). Selçuk yabgu ile anlaşamayınca Seyhun üzerindeki sınır şehri Cend'e geçti ve orada Müslüman oldu. Bu olay için genellikle 961 civarı verilir, ama tarih yaklaşıktır.

 

İslamlaşma bir hükümdar kararıyla değil, ticaret, sınır şehirlerindeki Müslüman yerleşimciler, siyasi ittifaklar ve derviş ağları aracılığıyla bir yüzyıla yayılarak gerçekleşti. 960 civarında “200.000 çadır Türk”ün İslam'a girdiğine dair ünlü kayıt yalnızca Oğuzlarla ilgili değildir; Karahanlı sahasındaki çeşitli Türk topluluklarını kapsar. Oğuz yabgusu ise 1002'de Sâmânilerle kurduğu evlilik ittifakının ardından İslam'a geçti.

 

5.4. Büyük dağılış

On birinci yüzyıldan itibaren Oğuz dünyasının ağırlık merkezi batıya kaydı. Boylar arası rekabet, otlak ihtiyacı, Selçuklu fetihlerinin açtığı alanlar ve daha sonra Karahıtay ve Moğol baskıları farklı zamanlarda farklı göç dalgalarını harekete geçirdi.

 

Yön

Dönem

Ne oldu

Uzun vadeli iz

Karadeniz'in
kuzeyi → Balkanlar

1054 sonrası

Uz (Rus kaynaklarında Tork) adıyla anılan
gruplar Kıpçak baskısıyla Tuna'yı geçti;
salgın ve savaşlarla eridi,
kalanlar Bizans ve Rus hizmetine girdi.
Malazgirt'te (1071) Bizans safında
Uz birlikleri vardı.

Dağınık; Gagavuz köken
tartışmalarının
unsurlarından biri.

Horasan → İran →
Azerbaycan

1040–13. yy

Dandanakan'dan (1040) sonra
büyük Türkmen kitleleri İran'a aktı.
1153'te Sultan Sencer'i yenen Horasan Oğuzları
sonra Kirman, Fars ve Anadolu'ya dağıldı.

Azerbaycan ve İran Türkleri;
Afşar, Bayat, Kaşkay,
Şahseven toplulukları.

Anadolu, Suriye
ve Irak

1071–14. yy

Malazgirt sonrası iki yüzyıl süren göç.
Moğol baskısıyla 13. yüzyıl sonunda yaklaşık
40.000 çadır Türkmen Suriye'ye indi;
Memlük Sultanı Baybars onlara Gazze'den
Diyarbekir'e yurt verdi.

Türkiye, Irak ve
Suriye Türkmenleri;
yüzlerce boy adlı yerleşim.

Türkistan'da
kalanlar

10. yy sonrası

Mangışlak'ta bir Oğuz yabguluğu kuruldu
(1128'den önce Hârizmşah Atsız yıktı).
Kalan Salur ağırlıklı gruplar bugünkü
Türkmen aşiretlerinin çekirdeğini oluşturdu.

Türkmenistan'da Salır,
Çovdur, İgdir adları;
Çin'de Salarlar.

 

Anadolu'ya geliş tek seferlik değildi. 1243 Kösedağ yenilgisi ve Moğol hâkimiyeti, Türkmen nüfusun Anadolu'nun batı ve güney uçlarına yeniden yığılmasına yol açtı; ikinci dönem beyliklerinin toplumsal zemini bu hareketlilik içinde oluştu.

 

6. Devletler ve hanedanlar: Oğuz boyları nerede kurucu, nerede kurucu kitle?

Aşağıdaki tablolarda her devlet için iki ayrı soru sorulmaktadır. Kurucu ailenin boyu sütunu, hanedanı belirli bir boya bağlayan iddiayı ve kanıt düzeyini verir. İçindeki Oğuz boyları sütunu ise o devletin ordusunda, halkında veya konfederasyonunda kayıtlı boy ve oymakları gösterir; bu bilgiler çoğunlukla tahrir defterlerinden ve çağdaş kroniklerden gelir ve genellikle birinci sütundakilerden daha sağlamdır.

 

6.1. Selçuklu çağı (11.–13. Yüzyıl)

Devlet

Dönem

Kurucu ailenin boyu
(düzey)

İçindeki Oğuz boyları

Hâkim dini çizgi

Büyük Selçuklu

1040–1157

Kınık (A: Kâşgarlı)

Kuruluşta Beydililerin
önemli bir kolu;
Horasan'da Bozok
ve Üçok kitleleri

Sünni; hanedan Hanefi,
Nizâmiye medreseleri
Şâfii-Eş'ari

Kirman Selçukluları

1048–1187

Kınık (A: Selçuklu kolu)

Kirman'a 1179'dan sonra
Horasan Oğuzları yerleşti

Sünni

Irak Selçukluları

1118–1194

Kınık (A)

Yıva melikleri
(Hemedan-Bahar Kalesi);
Huzistan'da Avşarlar

Sünni

Anadolu
Selçukluları

1077–1308

Kınık (A)

Anadolu'ya gelen boyların
neredeyse tümü;
uçlarda Çepni,
Kayı, Salur, Avşar,
Eymir, Karkın vb.

Sünni kurumlar;
göçebeler arasında
Türkmen tasavvufu

Salgurlular
(Fars atabegleri)

1148–1286

Salur (A/B: hanedan
adını boydan alır)

Salur

Sünni

Huzistan
Avşar beyliği

12. yy

Avşar
(A: Şümle, 1155 dolayı)

Avşar

Sünni

Kirman
Oğuz Devleti

1187–1213

Karma Horasan
Oğuzları (A: Melik Dinâr)

Bozok ve Üçok kitleleri

Sünni

Artuklular

1102–1409

Döğer
(B: Şemseddin el-Cezeri,
ö. 1338)

Döğer; Diyarbekir
Türkmenleri

Sünni

Hârizmşahlar
(Anuştegin soyu)

1097–1231

Tespit edilemiyor;
Begdili iddiası geç (C)

Yıva grupları;
ordunun bel kemiği
Kıpçak-Kanglı

Sünni

 

Bu dönemin en sağlam bağlantısı Selçuklu–Kınık'tır, çünkü Kâşgarlı hanedanın yükseldiği yıllarda yazmaktadır. Artukluların Döğer'den geldiğini bildiren Şemseddin el-Cezeri ise hanedandan yaklaşık iki yüzyıl sonra yazmıştır (B). Hârizmşah hanedanı için TDV İA, Kafesoğlu'na dayanarak Anuştegin'in boyunun tespit edilemediğini belirtir; İbnü'l-Esir de boy adı vermez. Yaygın “Begdili” iddiası bu yüzden geç gelenek düzeyinde kalır.

 

6.2. Türkmen konfederasyonları ve Memlük Suriyesi (14.–16. yüzyıl)

Moğol çağında Oğuz boyları artık tek tek değil, büyük konfederasyonlar içinde görünür. Kuzey Suriye ve Güneydoğu Anadolu'da Memlük Devleti'ne bağlı Halep Türkmenleri, Döğer, Beydili, Avşar, Kızık, Peçenek, Karkın ve Büğdüz oymaklarını barındırıyordu. Döğerlerin 14. yüzyılın ikinci yarısında Ca'ber Kalesi yöresinde kendi beylikleri vardı; Akkoyunlu tehlikesi karşısında Karakoyunlulara bağlandılar.

Devlet / konfederasyon

Dönem

Kurucu ailenin boyu (düzey)

İçindeki Oğuz boyları

Hâkim dini çizgi

Dulkadıroğulları

1337–1522

Bilinmiyor; Dulkadır Türkmenleri
Bozok kolundandı

Bayat, Yazır, Dodurga, Avşar,
Kızık, Beydili, Karkın, Eymir

Sünni

Ramazanoğulları

1352–1608

Yüreğir (B)

Üçok oymakları: Özeroğulları,
Kara İsâ, Kuştemür, Kosunlu,
Ulaş; Çukurova'da Kınık,
Bayındır, Salur

Sünni

Karakoyunlular

1351–1469

Bilinmiyor; Yıva'dan geldikleri
V. Minorsky'nin görüşü (D)

Baharlı, Sa'dlı;
sonradan Döğerler

Sikkelerde dört
halifenin adı;
Şii eğilim iddiası zayıf

Akkoyunlular

1340–1514

Bayındır (A/B: Türk kaynaklarında
“Bayındır Han oğlanları”,
saray tarihçisi Tihrâni)

Bayındır, Pürnek, Musullu,
Avşar (Mansur Bey), Çepni

Sünni

Kadı Burhâneddin
Devleti

1381–1398

Salur (A/B: çağdaş Bezm ü Rezm)

Orta Anadolu Türkmenleri

Sünni; hükümdar
Kayseri kadılığından yükselmişti

 

Akkoyunlu–Bayındır ve Kadı Burhâneddin–Salur bağlantıları hanedanların kendi dönemlerinde yazılmış kaynaklara dayanır. Karakoyunluların boyu ise bilinmez; Yıva bağlantısı, Baharlı oymağının adını Yıva meliklerinin Bahar Kalesi'ne bağlayan Minorsky'nin bir çıkarımıdır.

 

6.3. Büyük imparatorluklar ve İran hanedanları (14.–20. Yüzyıl)

Devlet

Dönem

Kurucu ailenin boyu (düzey)

İçindeki Oğuz boyları

Hâkim dini çizgi

Osmanlı

1299–1922

Kayı (C: II. Murad devri tarihçisi
Yazıcızâde Ali)

Anadolu ve Rumeli'nin
hemen bütün boyları;
Yörük, Bozulus, Yeni İl,
Dulkadır-eli, Halep
Türkmenleri teşkilatları

Sünni (Hanefi)

Safeviler

1501–1736

24 Oğuz boyundan birine bağlanamaz;
aile atası Safiyyüddin'in etnik kökeni
tartışmalıdır (Arap, Türk, Fars ve Kürt
köken görüşleri). Aile 15. yy'da Türkçe
konuşuyordu; Şah İsmail Hatâi
mahlasıyla Türkçe şiir yazdı

Kızılbaş oymakları: Avşar,
Çepni, Ustaclu, Dulkadır,
Rumlu, Şamlu (içinde Beydili),
Tekelü; Dulkadır-eli'nden bir
Eymir kolu; 17. yy'da Yazırlar

Onikiimam
Şiiliği (1501'den)

Afşar hanedanı
(Nadir Şah)

1736–1796

Avşar, Kırklı obası (A)

Avşar kolları

Şii; Nadir Şah Sünni-Şii
uzlaşısı için
“Ca'feri mezhebi”
formülünü önerdi (1736)

Kaçarlar

1796–1925

Kaçar oymağı (A): Şam Bayatı, Akçalu ve
Akça Koyunlu obalarından oluştu;
Safevi döneminde obaları arasında
Yıva adı geçer

Kaçar, Bayat, Afşar

Onikiimam Şiiliği

Kaşkay
konfederasyonu

18. yy–

Halaç kökenli Şahilu çevresi

Bayat, İgdir, Beydili, Şamlı,
Musullu

Şii

Şahseven
konfederasyonu

17. yy–

Karma

Afşar, Şamlu, Tekeli ile Kürt
Şakaki

Şii

 

Osmanlı-Kayı bağlantısı kuruluş çağının kaynaklarında görülmez; TDV İA'ya göre muhtemelen Yazıcızâde Ali'den sonraki tarihçilere geçmiştir. Bu, iddianın yanlış olduğunu değil, çağdaş belgeyle desteklenmediğini gösterir.

 

Safevi örneği, eski boy düzeninin ne kadar dönüştüğünü gösterir. Kızılbaş oymaklarının çoğu adını yirmi dört boydan değil, Anadolu ve Suriye'deki yurtlarından alır: Rumlu (Sivas-Tokat yöresi), Şamlu (Suriye), Tekelü (Antalya yöresi). Avşar ve Çepni eski boy adlarını taşıyarak bu yapıya giren nadir örneklerdir. Kaçarlar da 24'lü şemadaki bir boy değil, Bozok (Yozgat) çıkışlı obaların 15. yüzyıl sonunda Gence'ye göçüyle oluşmuş bir oymaktır; Kaçar kolları 18. ve 19. yüzyıllarda Gence ve Revan hanlıklarını da yönetti.

 

6.4. Bu tablolardan ne öğreniyoruz?

Kurucu ailenin boyu için A veya B düzeyinde dayanak bulunan devletler Selçuklular (Kınık), Salgurlular ve Kadı Burhâneddin (Salur), Akkoyunlular (Bayındır), Artuklular (Döğer), Ramazanoğulları (Yüreğir), Afşar hanedanı (Avşar) ve Kaçarlardır; Osmanlı-Kayı, Karaman-Avşar ve Hârizmşah-Begdili geç gelenek, Karakoyunlu–Yıva ise modern bir çıkarımdır. Hanedanın kökeni ne kadar kesin olursa olsun, devletin toplumsal bileşimi çok daha geniştir: ordularda ve beyliklerde farklı Oğuz boyları, Kıpçaklar, gulâm kökenli askeri elitler, yerli Müslüman ve Hristiyan unsurlar bir aradaydı.

 

7. Anadolu beylikleri: hangi beylik hangi boydan?

Anadolu beyliklerinin çoğunda kurucu ailenin hangi Oğuz boyundan geldiği bilinmemektedir. Uç beyleri kendi boylarını nadiren yazdırdı; boy adı taşıyan soy iddiaları çoğunlukla çağdaş kaynaklarda görülmez ve 15. yüzyılda belirginleşen geç soy geleneklerine dayanır. Aşağıdaki tabloda “kaynak ne diyor” sütunu, ilgili TDV İA maddesinin kurucu aile hakkında söylediğini özetler. Son sütun, beyliğin bölgesinde 15. ve 16. yüzyıl tahrir defterlerinde kayıtlı Oğuz boy adlarından örnekler verir (düzey D).

Beylik

Merkez

Dönem

Kaynak ne diyor

Düzey

Bölgedeki
boy izleri

Dânişmendliler

Sivas, Tokat, Kayseri

1071–1178

Azerbaycan'da yaşamış
bir Türkmen ailesi;
boy belirtilmez

-

Karkın (Sivas)

Saltuklular

Erzurum

1072–1202

Saltuk Bey'in Malazgirt
öncesi hayatı bilinmiyor

-

-

Mengücüklüler

Erzincan, Divriği

1072–1228

Sümer: boyları bilinmiyor;
Divriği'deki Salur oymağına
bakarak “Salur” demek tahmin
olarak bile ileri sürülemez

-

Salur (Divriği)

Çaka Beyliği

İzmir

1081–1092

Dânişmendnâme'de Çavuldur
boyundan bir başbuğ

C

-

Artuklular

Hasankeyf, Mardin,
Harput

1102–1409

Döğer (Şemseddin el-Cezeri, ö. 1338)

B

Döğer

Sökmenliler
(Ahlatşahlar)

Ahlat

1100–1207

Kurucu bir Selçuklu kumandanı;
boyu bilinmiyor

-

-

Karamanoğulları

Larende (Karaman)

1256–1487

Yazıcıoğlu Ali'ye göre Avşar;
destekleyen oymaklar
Turgutlu, Bayburtlu, Oğuzhanlı

C

Kayı, Peçenek

Menteşeoğulları

Muğla, Peçin

1280–1424

Boy bilgisi yok

-

Kayı, İgdir

Candaroğulları

Kastamonu, Sinop

1292–1461

“Hangi Türkmen boyuna
mensup olduğu belli değildir”

-

Karaevli, Kayı

Karesioğulları

Balıkesir

1297–1360

Menşei bilinmiyor; mezar taşlarına
göre şecereleri Dânişmendlilere dayanır

-

Karkın, Çepni

Osmanoğulları

Söğüt

1299–

Kayı (Yazıcızâde Ali)

C

Kayı

Germiyanoğulları

Kütahya

1300–1429

Menşei ispatlanamayan görüşler;
muhtemelen Celâleddin
Hârizmşah'la gelen bir aşiret

-

Kayı

Hamidoğulları /
Tekeoğulları

Eğirdir / Antalya

1300–1423

Boy bilgisi yok

-

Yazır, İgdir, Kayı

Aydınoğulları

Birgi

1308–1426

Kurucu bir Germiyan
subaşısıydı; boyu bilinmiyor

-

Çepni

Saruhanoğulları

Manisa

1313–1410

Boy bilgisi yok

-

Karkın, Çepni

Eretna Devleti

Sivas, Kayseri

1335–1381

Kurucu Uygur kökenli bir
İlhanlı kumandanı; Oğuz değil

-

-

Dulkadıroğulları

Elbistan, Maraş

1337–1522

Bozok Türkmenleri;
hanedanın boyu belirsiz

-

Bayat, Yazır, Kızık,
Karkın, Eymir

Tâceddinoğulları

Niksar

1348–1428

Selçuklu soyu iddiası;
Canik'teki faaliyeti
Çepnilerle ilişkiye işaret eder

D

Çepni

Hacıemiroğulları

Ordu, Giresun

1350-1427

Hacı Emiroğlu Süleyman Bey'in
Giresun fethi (1396–97) Çepnilerin
Trabzon yöresine ulaşmasını sağladı

D

Çepni

Ramazanoğulları

Adana

1352–1608

Yüreğir

B

Yüreğir, Kınık,
Bayındır, Salur

Kadı Burhâneddin

Sivas

1381–1398

Salur (Bezm ü Rezm)

A/B

-

Özeroğulları

Dörtyol

14.–16. yy

Kınık; Ramazanoğullarına
bağlı Üçok oymağı

B

Kınık

 

Popüler yayınlarda beyliklere verilen boy adlarının çoğunun (Dânişmendliler için Karkın veya Çepni, Saltuklular için Eymir, Mengücüklüler için Salur, Germiyan, Karesi, Saruhan, Candar, Aydın ve Menteşe için çeşitli boylar) bilinen bir kaynağı yoktur. Bazıları açıkça yanlıştır: Eretna bir Oğuz beyi değildi; Alaiye Beyliği'ni Kınıklara bağlamak da doğru değildir, çünkü Alaiye Karamanoğullarının bir koluydu ve Kınıklarla ilişkili beylik Dörtyol'daki Özeroğullarıdır.

 

Tablonun asıl gösterdiği, beyliklerin tek bir boyun değil bir bölgenin ve bir beyin çevresinde toplanan karma bir topluluğun adı olduğudur. Karesi ve Saruhan bölgelerinde Karkın ve Çepni köyleri, Hamid ve Teke'de Yazır, İgdir ve Kayı yerleşimleri yan yana görülür. Çepniler ise kuzeyde belirleyici oldu: Sinop'tan Giresun'a uzanan hatta Doğu Karadeniz'in Türkleşmesi büyük ölçüde onların eseridir.

 

8. Yirmi dört boyun kaderi

Aşağıda boylar Reşidüddin'in sırasıyla ele alınıyor. “Boyun kaderi” derken kesintisiz bir soy zinciri değil, kayıtlarda görülen siyasi, coğrafi ve adlandırma izleri kastediliyor. Yer adı sayıları, Faruk Sümer'in TDV İA “Oğuzlar” maddesindeki toplu tablodan alınmıştır: bu tablo her boy için 16. yüzyıl tahrir defterlerindeki yer adı sayısını ve Sümer'in tespit ettiği günümüz sayısını verir. Boyların kendi maddelerinde sayım birimi farklı olduğu için (köy, yer, ekinlik) küçük farklar görülebilir. Az belgelenmiş boylarda en doğru cümle bazen “bilmiyoruz” olacaktır.

 

8.1. Bozoklar

Kayı. Kâşgarlı boyu Kayıg adıyla kaydeder. Anadolu'da 16. yüzyılda 94 yer adıyla en yaygın boy adıdır (bugün 25); en yoğun kümeler Kütahya, Çankırı, Konya, Denizli ve Menteşe'dedir (A). Osmanlı hanedanına uzanan soy zinciri ise 15. yüzyıl geleneğidir (C). TDV İA, Karakeçililerin Kayı ve Osmanlılarla akrabalığı iddiasını da şüpheli bulur. Türkmenistan'da Göklen ulusu içinde 19. yüzyılda 24 obalık bir Kayı kolu vardı.

 

Bayat. Oğuz coğrafyasının en geniş sahasına yayılan adlardan biridir. 16. yüzyılda Anadolu'da 42 yer adı görülür; bunların 32'si bugüne ulaşmıştır. Kışı Kuzey Suriye'de geçiren kolları “Şam Bayatı” diye anıldı; bunların bir bölüğü Kaçar oymağının oluşumuna katıldı. Irak'ta Kerkük, İran'da Nişabur çevresinde Bayat toplulukları yaşar. Dede Korkut Kitabı, Korkut Ata'yı “Bayat boyundan” diye tanıtır; şair Fuzûli de Bayat kökenli kabul edilir.

 

Alkaevli. Kâşgarlı'da Alka Bölük biçiminde geçer. Sonraki dönemlerde izi en zayıf kalan boylardandır ve TDV İA'da ayrı maddesi yoktur. Daha büyük toplulukların içinde erimiş ya da başka bir adla yaşamış olabilir; bunu gösteren kayıt yoktur.

 

Karaevli. Kâşgarlı'da Kara Bölük adıyla geçer. 16. yüzyılda yalnızca 8 yer adı bu boyu hatırlatır; bunların çoğu Bolu'nun Onikidivan kazasında ve Kastamonu dolaylarındadır. Toroslarda küçük Karaevli yörük oymakları yaşar.

 

Yazır. Asıl yurtları Horasan'da Nesâ'nın batısındaydı. Anadolu'da 16. yüzyılda 24 Yazır yer adı (bugün 19) ile Dulkadır-eli, Bozok, Hamid, Teke ve Ankara'da Yazır oymakları vardı. Horasan'da kalan kolları 17. yüzyılın ilk çeyreğinde Safevilere bağlandı.

 

Döğer. Artuklu hanedanının bu boydan geldiğini 14. yüzyılda Şemseddin el-Cezeri bildirir (B). 14. yüzyılın ikinci yarısında Ca'ber Kalesi yöresinde bir Döğer beyliği vardı. 16. yüzyılda Halep Döğeri 230, Hama Döğeri 199 ve Bozulus içindeki Döğer oymağı 195 hâneydi; Kerkük'te ve Sis (Kozan) yöresinde de Döğer oymakları görülür. Tahrir defterlerinde 19 Döğer yer adı vardır; bugün 6'sı yaşar.

 

Dodurga. 16. yüzyılda 24 yer adı görülür (bugün 12). Çorum'a bağlı Dodurga ilçesi ile Sandıklı, Bolu ve Mudurnu yörelerindeki köyler bu adı korur. 19. yüzyılda Etrek ile Gürgen arasındaki Türkmen çölünde de kalabalık bir Dodurga grubu yaşıyordu.

 

Yaparlı. Kâşgarlı'nın listesinde yoktur, yalnızca Reşidüddin'de görülür. Anadolu'da belirgin bir yer adı ya da siyasi oluşumla ilişkilendirilemez. En doğru sonuç, bağımsız bir boy adı olarak izlenemediğidir.

 

Avşar (Afşar). İzi en güçlü boylardan biridir. 12. yüzyılda Huzistan'da Şümle'nin beyliği vardı; Akkoyunlu ve Safevi ordularında yer aldılar ve Nadir Şah Avşar'ın Kırklı obasından çıktı (A). Karamanoğullarını Avşar'a bağlayan iddia ise Yazıcıoğlu Ali'ye dayanır (C). Anadolu'da 16. yüzyılda 86 yer adıyla Kayı'dan sonra ikinci sıradadır; bunların 53'ü bugüne ulaşmıştır. 1865'teki Fırka-i Islâhiye iskânından sonra Kayseri'nin Pınarbaşı, Tomarza ve Sarız yörelerinde yetmişi aşkın Avşar köyü oluştu.

 

Kızık. Kâşgarlı'da yoktur ama Anadolu'daki izi şaşırtıcı derecede güçlüdür: 16. yüzyılda 28 yer Kızık adını taşıyordu ve bunların 21'i bugüne ulaşmıştır. Halep ve Şam Türkmenleri içinde Kızık oymakları vardı. Sivas ve Yozgat'taki “Kızık halayı” bu hafızanın yaşayan bir izidir.

 

Beydili (Begdili). Anadolu'da 16. yüzyılda 23 yer adı Beydili'ye aitti (bugün 9). TDV İA'ya göre önemli bir Beydili kolu Selçuklu Devleti'nin kuruluşunda rol oynadı. İran'a giden Beydililer Safevi devletini kuran Şamlu oymağının içinde yer aldı; Anadolu ve Suriye'de kalanlar ise Halep Türkmenleri, Yeni İl ve İç İl teşkilatlarına katıldı. Aynı boy adının hem Osmanlı hem Safevi dünyasında farklı siyasi ve dini tercihler taşıyabildiğinin en iyi örneklerinden biridir.

 

Karkın. Kâşgarlı'da yoktur. Anadolu'da 62 yer bu adı taşıyordu (bugün 34); Sivas'ta 8, Karahisar-ı Sâhib'de 6, Saruhan'da 6 ve Karesi'de 4 köy vardı. Dulkadir-eli'ndeki Karkınlar daha kalabalıktı; Antep'te Halep Türkmenleri arasında da Karkın grupları görülür. Birbirinden uzak bölgelerdeki kümeler, boyun Anadolu'ya farklı obalar halinde ve farklı yollardan girdiğini düşündürür.

 

8.2. Üçoklar

Bayındır. Akkoyunlu hanedanının boyudur (A/B). 16. yüzyılda Anadolu'da 52 yer Bayındır adını taşıyordu (bugün 28); İzmir'e bağlı Bayındır ilçesi bu hafızanın en bilinen izidir.

 

Peçenek. Kâşgarlı, aynı adı taşıyan iki ayrı topluluktan söz eder: Bizans yakınında yaşayan bir Türk kavmi ve Oğuzların bir boyu. TDV İA'nın Oğuzlar maddesi, Konstantinos Porfirogennetos'a dayanarak Oğuz-Peçenek boyunun, yurtlarında kalıp Oğuzlarla birleşen Peçeneklerden oluştuğunu belirtir. Anadolu'da Ankara, Konya, Elbistan, Suşehri ve Emirdağ yörelerinde az sayıda Peçenek köyü vardı. Sümer'in toplu tablosu burada ilginç bir tersliği gösterir: 16. yüzyılda 4 olan Peçenek yer adı sayısı günümüzde 10'dur.

 

Çavuldur (Çavundur, Çovdur). Anadolu'da 21 yer adı (bugün 17) ve Bozulus ile Çorum'da Çavundur oymakları görülür. Dânişmendnâme, İzmir'deki Çaka Bey'i “Çavuldur Çaka” diye anar (C). Mangışlak'ta kalan kolları 17. yüzyılda Kalmuk baskısıyla bir bölümü Kuzey Kafkasya'ya göçtü. Türkmenistan'daki Çovdur toplulukları adı bugün de taşır.

 

Çepni. Anadolu'nun kuzeyinin Türkleşmesinde en görünür boydur (bkz. 7. bölüm). Hacı Bektâş-ı Veli'nin Sulucakarahöyük'teki ilk müritleri Çepnilerdendi. 16. yüzyılda 43 yer adı Çepnilere aitti ve bunların 36'sı bugüne ulaşmıştır; ad en iyi korunan boy adlarındandır. Bugün Doğu Karadeniz'in yanı sıra Balıkesir, İzmir, Manisa ve Aydın'da da Çepni toplulukları yaşar.

 

Salur. İzi Orta Asya'dan İran'a, Anadolu'dan Çin'e kadar uzanır. Dede Korkut'ta Salur Kazan, Oğuz ilinin en güçlü beyidir. Fars'taki Salgurlular ve Kadı Burhâneddin bu boydandır. 16. yüzyılda Anadolu'da 51 Salur yer adı vardı; bunların ancak yirmi ikisi bugüne ulaşmıştır. Türkmenistan Türkmenlerinin önemli bir kısmı Salur'dan geldiğini bilir. Çin'in Qinghai ve Gansu bölgelerindeki Müslüman Salarlar da bu adla ilişkilendirilir.

 

Eymir (Eymür). Hanedanlarla fazla görünmeyen ama Anadolu yer adlarına güçlü biçimde damga vuran bir boydur. 16. yüzyılda 71 yer adı Eymir'e aitti (bugün 28); en büyük küme Dulkadır-eli'ndeydi. Dulkadır-eli'nden bir Eymir kolu 1501'de Safevi Devleti'nin kuruluşuna katıldı. Gürgen boylarında 200 hânelik bir Eymir oymağı yaşıyordu.

 

Alayuntlu. Reşidüddin'in listesinde geçer; TDV İA'da ayrı maddesi yoktur. Erimenin en çarpıcı örneğidir: 16. yüzyılda 29 yer adı bu boya aitken, Sümer'in tespitine göre bugün yalnızca 1'i kalmıştır. Kütahya'daki Alayunt bu hafızanın izlerinden biridir.

 

Yüreğir (Üregir). Ramazanoğulları hanedanının boyudur (B). 16. yüzyılda Anadolu'da Üregir ve Yüregir adlı iki yöre ile 44 yer adı vardı (bugün 9); Yüreğirler Kınık, Bayındır ve Salur ile birlikte Çukurova'da yurt tuttu. Adana'nın güneyindeki Yüreğir ovası adını bu boydan alır.

 

İgdir. 16. yüzyılda 43 köy ve ekinlik İgdir adını taşıyordu; bunlardan ancak on dördü adını korumuştur. İçel, Teke, Hamid, Menteşe ve Adana'da yaşadılar. 1486'da Osmanlıya itaat eden Varsak beyleri arasında “İgdir oğlu” da vardı. İran'daki Kaşkay konfederasyonu içinde 500 evlik bir İgdir oymağı bulunur. Doğu Anadolu'daki Iğdır il adının bu boyla ilişkisi sıkça öne sürülür; TDV İA maddesi bu konuda bilgi vermez (D).

 

Büğdüz. 16. yüzyılda Anadolu'da 22 yer adı Büğdüzlere aitti; bunlardan günümüze yalnızca 6'sı ulaşmıştır. Hama sancağında küçük bir Büğdüz oymağı vardı. Bağımsız boy kimliğinin yerel topluluk ve yer adı düzeyine çekilmesinin tipik bir örneğidir.

 

Yıva. 12. ve 13. yüzyıllarda Irak Selçukluları, Hârizmşahlar, Eyyûbiler ve Anadolu Selçukluları hizmetinde görülür; Hemedan yakınındaki Bahar Kalesi'nde Yıva melikleri vardı. 16. yüzyılda Anadolu'da 19 Yıva yer adı tespit edilmiştir. Safevi döneminde Kaçar obaları arasında Yıva adı geçer. Karakoyunluları Yıva'ya bağlayan görüş V. Minorsky'nin çıkarımıdır (D).

 

Kınık. Siyasi tarih açısından en tartışmasız hanedan bağlantısına sahip boydur: Kâşgarlı, çağının sultanlarının Kınık boyundan olduğunu yazar (A). 16. yüzyılda 81 yer adı Kınıklara aitti; bugün 46 yerleşim bu adı yaşatır, bunlardan biri İzmir'e bağlı Kınık ilçesidir. Dörtyol'daki Özeroğulları da bu boydandı.

 

8.3. Yirmi dört boy tek bakışta

Boy

Kol

Kâşgarlı

16. yy yer adı

Bugün

Bağlanan devlet ve
konfederasyonlar (düzey)

Kayı

Bozok

Var

94

25

Osmanlı (C)

Bayat

Bozok

Var

42

32

Dulkadır halkı;
Kaçar oluşumu (A)

Alkaevli

Bozok

Var

-

-

-

Karaevli

Bozok

Var

8

6

-

Yazır

Bozok

Var

24

19

Dulkadır-eli;
Safevi (17. yy)

Döğer

Bozok

Var

19

6

Artuklu (B);
Karakoyunlu'ya bağlanma

Dodurga

Bozok

Var

24

12

-

Yaparlı

Bozok

Yok

-

-

-

Avşar

Bozok

Var

86

53

Afşar hanedanı (A); Akkoyunlu,
Safevi; Karaman (C)

Kızık

Bozok

Yok

28

21

Dulkadır halkı

Beydili

Bozok

Var

23

9

Selçuklu kuruluşu;
Safevi-Şamlu

Karkın

Bozok

Yok

62

34

Dulkadır-eli

Bayındır

Üçok

Var

52

28

Akkoyunlu (A/B)

Peçenek

Üçok

Var

4

10

-

Çavuldur

Üçok

Var

21

17

Çaka (C)

Çepni

Üçok

Var

43

36

Hacıemiroğulları (D);
Safevi Kızılbaş oymağı

Salur

Üçok

Var

51

22

Salgurlu (A/B);
Kadı Burhâneddin (A/B)

Eymir

Üçok

Var

71

28

Dulkadır-eli; Safevi kuruluşu

Alayuntlu

Üçok

Var

29

1

-

Yüreğir

Üçok

Var

44

9

Ramazanoğulları (B)

İgdir

Üçok

Var

43

14

Varsak beyleri

Büğdüz

Üçok

Var

22

6

-

Yıva

Üçok

Var

19

-

Yıva melikleri (A);
Karakoyunlu (D)

Kınık

Üçok

Var

81

46

Selçuklu (A); Özeroğulları

 

Yer adı sayıları: Sümer, TDV İA “Oğuzlar” maddesindeki toplu tablo; “Bugün” sütunu Sümer'in tespit ettiği günümüz sayısıdır. “-” işareti tabloda sayı verilmediğini gösterir. Kâşgarlı'nın listesinde ayrıca, Reşidüddin'de bulunmayan Çarukluğ boyu yer alır.

 

9. Anadolu'da boy kimliği neden eridi?

Anadolu, Oğuz boylarının en yoğun iz bıraktığı coğrafyadır; ama eski boy düzeninin en hızlı çözüldüğü yer de burasıdır. Bunun dört nedeni vardır.

 

Birincisi uç toplumudur. Bizans sınırındaki Türkmen grupları kapalı boy birlikleri halinde değil, savaşçı beylerin çevresinde farklı obaların, dervişlerin ve yerli unsurların toplandığı hareketli topluluklar halinde örgütlendi.

 

İkincisi yerleşikleşmedir. Göçebe için boy ve oba, güvenlikten otlak paylaşımına kadar gündelik hayatı düzenleyen gerçek bir kurumdur. Oba köye yerleşip tarlaya, vergiye ve yerel idareye bağlandığında bu işlevi köy cemaati ve bölgesel aidiyet üstlenir. Boy adı bir süre köyün adı olarak kalır, sonra o da değişebilir. Sümer'in 16. yüzyıl tespitleriyle günümüz sayılarını karşılaştırmak bu erimeyi sayılarla gösterir: Kayı adlı 94 yerden 25'i, Üregir adlı 44 yerden 9'u, Alayuntlu adlı 29 yerden ise yalnızca 1'i bugüne ulaşmıştır. Buna karşılık Çepni (43'ten 36'ya) ve Kızık (28'den 21'e) adları büyük ölçüde korunmuştur.

 

Üçüncüsü yeni üst kimliklerdir. Dulkadırlı, Ramazanlı, Varsak, Bozulus, Yeni İl, Halep Türkmenleri, Şamlu, Ustaclu, Rumlu ya da Şahseven gibi adlar farklı kökenlerden grupları yeni siyasi ve idari yapılarda bir araya getirdi. Bu adların bir kısmı coğrafyadan, bir kısmı hanedandan, bir kısmı konfederasyondan türedi. Eski boy adları toplumsal gerçekliğin yalnızca bir katmanı haline geldi.

 

Dördüncüsü devletin kayıt mantığıdır. Osmanlı idaresi için bir topluluğun vergi yükümlülüğü, konar-göçer statüsü ve bağlı olduğu kaza, Oğuz Kağan şeceresindeki yerinden daha önemliydi. Bu yüzden 16. yüzyıl tahririndeki bir oymak adını 11. yüzyıldaki boy adıyla otomatik olarak özdeşleştirmek doğru değildir.

 

10. İnançlar: kökenden bugüne

Oğuz torunları bugün dört ayrı inanç yatağında yaşar: Sünni İslam (Türkiye, Türkmenistan, Suriye, Irak'ın bir kısmı), Kızılbaş-Alevi gelenek (Anadolu), Onikiimam Şiiliği (İran, Azerbaycan, Irak'ın bir kısmı) ve Ortodoks Hristiyanlık (Gagavuzlar). Bu ayrışma boy kökenine göre değil, yaşanılan bölgeye, devlet siyasetine, dini kurumlara ve tarikat ağlarına göre gerçekleşti. “Şu boy şu mezheptendir” türü eşleştirmeler tarihi gerçekliği yansıtmaz.

10.1. İslam öncesi bozkır inançları

İslam öncesi Oğuzların inanç dünyasını tek ve sınırları belli bir “Gök Tanrı dini” olarak tanımlamak fazla sistematik olur. Kaynaklar Tengri (Gök Tanrı) inancını, yer-su kutsallıklarını, atalara ilişkin ritüelleri, kurban ve defin uygulamalarını gösterir. 922'de Oğuzların arasından geçen Abbâsi elçisi İbn Fadlân, onların zor durumda göğe bakıp “Bir Tengri” dediklerini ve ölüleri için at kurban ettiklerini yazar. Reşidüddin'in her boya verdiği ongun kuşu - avlanmayan ve eti yenmeyen kutsal kuş - eski geleneklerin 14. yüzyılda nasıl hatırlandığını gösterir; bunu eksiksiz bir “totem sistemi” olarak okumak ise temkin ister. Dede Korkut hikâyelerindeki ozan, at kurbanı ve yas törenleri bu dünyanın Müslüman bir çerçeveye taşınmış izleridir.

 

10.2. Temaslar ve İslamlaşma

Seyhun Oğuzları Maniheizm, Budizm, Nesturi Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam'ın karşılaştığı bir sınır bölgesinde yaşıyordu. Selçuk Bey'in oğullarına verilen Mikâil, İsrâil (Arslan), Mûsâ ve Yûnus adlarının Hazar Yahudiliğinden mi, Nesturi Hristiyanlıktan mı geldiği, yoksa İslam'a giriş sürecinde mi verildiği tartışmalıdır. İslamlaşma 10. yüzyılda başladı (bkz. 5.3); Sütkent ile Farab–Cend arasında bu yüzyılın başında büyük Müslüman Oğuz toplulukları vardı. “Türkmen” adı bu dönüşümün dildeki izidir.

 

10.3. Sünni kurumlar ve Türkmen dindarlığı

Selçuklu siyasi düzeni Sünniliği destekledi, ama bunu tek bir mezheple özdeşleştirmek doğru değildir. Hanefilik Horasan ve Mâverâünnehir'de güçlüydü ve hanedanın mezhebiydi. Öte yandan vezir Nizâmülmülk'ün kurdurduğu Nizâmiye medreseleri Şâfii-Eş'ari çizginin kurumsallaşmasına büyük katkı yaptı. Osmanlılar ise Hanefi mezhebini devletin resmi mezhebi haline getirdi.

 

Anadolu'ya gelen Türkmenlerin dini hayatı medrese İslamından ibaret değildi. Horasan'dan gelen Kalenderi, Haydari ve Vefâi dervişleri özellikle konar-göçer ve uç toplumlarında etkili oldu. 1240'taki Babai ayaklanması bu sosyal-dini dünyanın siyasete taşındığı ilk büyük kırılmadır; Çepniler de ayaklanmaya katıldı. Hacı Bektâş-ı Veli'nin Sulucakarahöyük'teki ilk müritlerinin Çepnilerden olması da bu bağlamda anlamlıdır. Yine de “göçebe Türkmen = Alevi” gibi geriye doğru kurulmuş bir eşitlikten kaçınmak gerekir: 13. yüzyılın Babai ve Kalenderi çevreleri ile 16. yüzyıl Kızılbaşlığı arasında süreklilikler kadar dönüşümler de vardır.

 

10.4. Kızılbaşlık, Safeviler ve Alevilik

Kızılbaş adı 15. yüzyılın sonunda doğdu: Safevi şeyhi Haydar (ö. 1488) müritlerine on iki dilimli kırmızı bir börk giydirdi. 1500 dolayında Şah İsmail'in çevresinde toplanan Ustaclu, Şamlu, Rumlu, Tekelü, Dulkadır, Avşar, Çepni ve Varsak Türkmenleri Safevi hareketinin askeri temelini oluşturdu. Bu oymakların çoğu Anadolu ve Kuzey Suriye kökenliydi. Safevi Devleti 1501'de kurulduktan sonra bu kitlelerin İran'a geçen kısmı zamanla Onikiimam Şiiliğine bağlandı. Anadolu'da kalan ve Safevi şeyhlerine bağlılığını sürdüren topluluklar ise Osmanlı kayıtlarında “Kızılbaş” diye anıldı. 20. yüzyılın başından itibaren bu toplulukları anlatmak için “Alevi” adı giderek yaygınlaştı.

 

Alevi–Sünni ayrışmasını Oğuz boylarına göre haritalamak mümkün değildir: Çepni, Avşar ve Beydili gibi adlar hem Sünni hem Kızılbaş-Şii çevrelerde görülür (bkz. 10.7).

 

10.5. İran'da Şiilik

Safeviler 1501'de Onikiimam Şiiliğini devlet dini yapınca İran ve Azerbaycan'daki Türkmen toplulukların büyük bölümü uzun vadede bu mezhebe girdi. Afşarlar, Kaçarlar, Bayatlar, Şahsevenler ve Kaşkaylar bugün Şiidir. Nadir Şah 1736'da tahta çıkarken, Şiiliği “Ca'feri mezhebi” adıyla beşinci bir Sünni mezhep gibi tanıtarak Osmanlılarla uzlaşma aradı; bu girişim kalıcı olmadı. Karakoyunluların Şiilikle ilişkisi ise sık tekrarlanır ama zayıftır: Kara Yûsuf, İskender ve Cihan Şah'ın sikkelerinde dört halifenin adı yer alır.

 

10.6. Gagavuzlar: Oğuzca konuşan Hristiyan bir topluluk ve köken tartışması

Balkanlara geçip Bizans hizmetine giren Uzların bir kısmı Hristiyanlaştı. Bugün Moldova, Ukrayna ve Bulgaristan'da yaşayan Gagavuzlar, Oğuz grubundan bir Türk dili konuşan Ortodoks Hristiyan bir topluluktur. Kökenleri tartışmalıdır. TDV İA, 13. yüzyılda Bizans'a sığınan Sultan II. İzzeddin Keykâvus'un çevresiyle Dobruca'ya yerleşen Türkmenleri öne çıkaran görüşü en güçlü aday sayar; Uz-Peçenek kökeni de savunulur. Güvenle söylenebilecek olan, Gagavuzların Oğuzca dil mirasını Hristiyan bir kimlik içinde sürdürdüğüdür.

 

10.7. Aynı boy, farklı inanç

Boy / topluluk

Bölge

Bugünkü
ağırlıklı inanç

Nasıl oldu

Kınık, Kayı, Bayındır

Anadolu köyleri

Sünni (Hanefi)

Selçuklu ve
Osmanlı kurumları

Avşar

Kayseri, Çukurova

Sünni

Osmanlı iskânı

Avşar (Afşar)

İran, Azerbaycan

Şii

Safevi Kızılbaş kolları;
Afşar hanedanı

Çepni

Doğu Karadeniz

Sünni

Osmanlı dönemi
yerleşik hayat

Çepni

Balıkesir, İzmir,
Tokat yöresi

Kısmen Alevi

Babai-Bektaşi ve
Kızılbaş gelenekleri

Bayat

Irak (Kerkük)

Sünni ve Şii kollar

Osmanlı ve İran
etkisinin kesiştiği bölge

Bayat, Kaçar,
Şahseven, Kaşkay

İran

Şii

Safevi devlet dini

Beydili

Anadolu, Suriye / İran

Sünni / Şii

Yeni İl ve Halep
Türkmenleri / Safevi Şamlu

Salur (Salır)

Türkmenistan

Sünni (Hanefi)

Orta Asya İslamı

Salarlar

Çin (Qinghai-Gansu)

Sünni

Orta Asya'dan göç

Gagavuzlar

Moldova, Ukrayna,
Bulgaristan

Ortodoks Hristiyan

Bizans ve Balkan ortamı

 

Tablo genel eğilimleri gösterir; her bölgede istisnalar vardır ve bireylerin inancı boy adından çıkarılamaz.

11. Oğuz boylarının bugünkü izleri

11.1. Yer adları

Boyların en somut izi yer adlarıdır. Kayı, Avşar, Kınık, Eymir, Karkın, Bayındır, Salur, Çepni, Bayat, Yazır ve Dodurga gibi adlar Anadolu'nun köylerinde, ilçelerinde ve ovalarında yaşar. Ama bir köyün Kayı adını taşıması, bugün orada yaşayan herkesin Kayı boyundan geldiğini kanıtlamaz. Yer adı çoğu zaman köyü kuran ya da bir dönem orada baskın olan obanın hatırasıdır; nüfus sonraki yüzyıllarda değişmiş olabilir. Avşar, Bayat, Çepni, Salır ve Çovdur gibi bazı adlar ise yalnızca yer adı olarak değil, toplulukların kendi adı olarak da yaşadı.

Bölge

Yaşayan izler

Türkiye

İlçe ve bölge adları: Bayındır ve Kınık (İzmir), Dodurga (Çorum),
Yüreğir (Adana). Yüzlerce köy adı; Uzunyayla-Sarız'da yetmişi
aşkın Avşar köyü; Yörük ve Türkmen aşiretleri.

Türkmenistan

Salır aşireti Salur adını doğrudan taşır; Çovdur, Eymir,
İgdir grupları. Ebülgazi, Teke, Yomut ve Sarık gibi büyük
aşiretleri Salur soyuna bağlar.

İran ve Azerbaycan

Afşar, Kaçar, Bayat, Şahseven, Beydili toplulukları;
Kaşkay konfederasyonu.

Irak ve Suriye

Kerkük yöresinde Bayat Türkmenleri; Halep, Hama ve Antep
çevresinde 16. yüzyıldan beri Döğer, Beydili, Kızık, Karkın ve Avşar kayıtları.

Çin

Qinghai-Gansu'da Müslüman Salarlar.

Balkanlar

Moldova'daki Gagavuz Özerk Bölgesi ve Bulgaristan-Ukrayna Gagavuzları;
Osmanlı döneminde Anadolu'dan Rumeli'ye göç ettirilen Yörüklerin torunları.

 

11.2. Dil: boylar dağıldı, Oğuzca büyüdü

Oğuzların belki de en büyük ve kalıcı mirası dildir. Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmence, Gagavuzca, Horasan Türkçesi ve Kaşkayca, Türk dillerinin Oğuz (güneybatı) grubunu oluşturur. Çin'deki Salarların dili de Oğuz özellikleri taşır. On birinci yüzyılda boylar halinde yaşayan Oğuzların dili bugün yüz milyonu aşkın insanın konuştuğu en kalabalık Türk dili grubudur. Siyasi boy düzeni küçülürken dil coğrafyası büyüdü.

 

11.3. Genetik kimlik ile boy kimliği aynı şey değildir

Bir kişinin “Kayı”, “Avşar” ya da “Çepni” olduğunu DNA testiyle belirlemek mümkün değildir. Orta Çağ boyları kapalı biyolojik topluluklar değil, yeni grupların katılabildiği, kolların ayrılıp başka birliklere girebildiği siyasi ve sosyal birliklerdi. Boy kimliği tarih, kültür, sözlü hafıza ve yer adları üzerinden izlenebilir; genetik kategorilerle eşitlenemez.

 

12. Sonuç: Oğuz boylarına ne oldu?

Oğuz boyları yok olmadı; boylar halinde örgütlenmiş Oğuz elini bir arada tutan düzen dağıldı. Kınıklar Selçuklu, Bayındırlar Akkoyunlu, Salurlar Salgurlu ve Kadı Burhâneddin, Avşarlar Nadir Şah hanedanlarını çıkardı; ama her biri kendi devletinin içinde başka topluluklarla karıştı. Çepniler Karadeniz'in fethinde rol oynadı, Salurların adı Türkmenistan'dan Çin'e kadar yaşadı. Alkaevli, Yaparlı ve Alayuntlu gibi boylar ise bağımsız kimlik olarak neredeyse tamamen silindi.

 

Devletler açısından tablo, popüler anlatıdan daha mütevazıdır. Kurucu ailesinin boyu çağdaş ya da yakın kaynakla gösterilebilen hanedanlar azdır; Osmanlı–Kayı ve Karaman–Avşar bağlantıları çağdaş kaynaklarda görülmez ve 15. yüzyılda belirginleşen geç soy geleneklerine dayanır. Buna karşılık hemen her devletin ve beyliğin içinde, tahrir defterleri ve kroniklerle belgelenen çok sayıda Oğuz boyu ve oymağı vardır. Oğuz tarihinin asıl belgesi hanedan şecereleri değil, bu kayıtlardır.

 

İnanç açısından da aynı dönüşüm görülür. Gök Tanrı'ya yönelen bozkır toplulukları 10. ve 11. yüzyıllarda İslam'a geçti. Sonra aynı boyların kolları, yaşadıkları yere ve bağlı oldukları devlete göre Sünni, Kızılbaş-Alevi, Şii ya da Hristiyan topluluklar içinde yer aldı. İnanç kimliği, boy kimliğinden bağımsız bir tarih izledi.

 

Bu dönüşümü “dağıldılar, karıştılar, yerleştiler” diye özetlemek mümkündür; buna “yeniden örgütlendiler” ve “hatırlandılar” da eklenmelidir. Eski boy adları önce 15. yüzyılda hanedan meşruiyetinin, sonra köy adlarının, en son da modern kimlik arayışının parçası olarak yeniden hatırlandı. Boylar siyasi biçimlerini kaybetti; dilleri, yer adları, aşiret adları, destanları ve kurdukları devletlerin mirası Horasan'dan Balkanlara uzanan geniş bir coğrafyada yaşamaya devam etti.

 

Ek A. Oğuzların kardeş kolları ve Oğuz olmayan Türk devletleri

Orta Çağ'dan bu yana Türk dünyasının ana kütlesi üç büyük kola ayrılır: Oğuz (güneybatı), Kıpçak (kuzeybatı) ve Karluk (güneydoğu). Bugün Türk dili konuşanların kaba bir hesapla yüzde 95'ten fazlası bu üç kola girer; bunların yarıdan fazlası Oğuzcadır. Bu ayrım öncelikle bir dil sınıflandırmasıdır, soy ağacı değildir. Bugünkü halkların çoğu farklı kollardan, hatta Türk olmayan unsurlardan karışarak oluştu. En iyi örnek Özbeklerdir: adları, 16. yüzyılda Mâverâünnehir'i ele geçiren Kıpçak kökenli Şeybâni Özbeklerinden gelir; dilleri ise yerleşik halkın Karluk-Çağatay Türkçesidir.

Kol

Başlıca bugünkü halklar

Tarihte bağlanılan devletler

Konuşur sayısı
(yaklaşık)

Oğuz (güneybatı)

Türkiye Türkleri,
Azerbaycan ve İran Türkleri,
Türkmenler,
Irak-Suriye Türkmenleri,
Gagavuzlar, Kaşkaylar,
Horasan Türkleri;
Çin'de Salarlar

Selçuklu, Akkoyunlu,
Osmanlı, Afşar, Kaçar

110–120 milyon

Karluk (güneydoğu)

Özbekler, Uygurlar

Karahanlılar (kurucu unsurun
Karluk mu Yağma-Çiğil mi olduğu
tartışmalı), Çağatay Hanlığı,
Timurlular, Babürlüler

45–50 milyon

Kıpçak (kuzeybatı)

Kazaklar, Kırgızlar,
Kazan Tatarları, Başkurtlar,
Kırım Tatarları, Nogaylar,
Kumuklar, Karaçay-Malkarlar,
Karakalpaklar

Kuman-Kıpçak konfederasyonu,
Altın Orda'nın halkı, Kazan ve Kırım
hanlıkları, Mısır'da Bahri Memlükler

30–35 milyon

Sibirya (kuzeydoğu)

Sahalar (Yakutlar), Tıvalar,
Hakaslar, Altaylar, Şorlar

-

1–1,5 milyon

Oğur (Bulgar)

Çuvaşlar

Hazarlar (muhtemelen),
İdil Bulgarları, Tuna Bulgarları

Yaklaşık 1 milyon

Halaç

İran'daki Halaçlar

-

Birkaç on bin

Konuşur sayıları kaba tahminlerdir; güncel nüfus sayımlarıyla karşılaştırılmalıdır.

 

Dilbilimdeki en eski ayrım üçlü değil ikilidir: Oğur (Bulgar-Çuvaş) kolu ile geri kalan “Ortak Türkçe”. Oğur dillerindeki r ve l seslerine Ortak Türkçede z ve ş karşılık gelir: Çuvaşça văkăr “öküz”, Türkçe öküz. Oğuz, Kıpçak ve Karluk kolları bu Ortak Türkçenin içindeki sonraki ayrışmalardır. Kâşgarlı Mahmud 11. yüzyılda Oğuzca ile Karahanlı (Hakaniye) Türkçesi arasındaki farkları zaten kaydetmişti.

 

Birkaç noktaya dikkat etmek gerekir. Bugünkü Kırgızca Kıpçak grubuna girer; ama 9. yüzyılda Uygur Kağanlığı'nı yıkan Yenisey Kırgızları, Sibirya grubuna yakın bir dil konuşuyordu. Bugünkü Uygurlar Karluk-Çağatay kökenli bir dil konuşur; 8. ve 9. yüzyılın Eski Uygurcası ayrı bir tarihi dildir. Tuna Bulgarları 9. ve 10. yüzyıllarda Slavlaştı; Çuvaşların ataları İdil (Volga) Bulgarlarıdır. Yakutların kendi adı Saha'dır; “Salar” ise Çin'deki Oğuz kökenli başka bir halkın adıdır.

 

Aşağıdaki tablo, Türk sayılan ama Oğuz boylarının kurucu olmadığı başlıca devletleri gösterir. Bu devletlerin birçoğunda Oğuz-Türkmen unsurlar ikincil bir rol oynadı.

Devlet

Dönem

Kurucu unsur

Oğuzlarla ilişkisi

Göktürk Kağanlığı

552–744

Aşina hanedanı

Dokuz Oğuzlar kağanlığın ana
unsurlarından biriydi

Uygur Kağanlığı

744–840

Uygurlar
(Dokuz Oğuz birliği içinden)

Dokuz Oğuz adıyla bağlantılı;
Seyhun Oğuzlarıyla doğrudan
bağı gösterilemez

Hazar Kağanlığı

7. yy–969

Muhtemelen Oğur dilli
bir Türk topluluğu

Oğuzların kuzeybatı komşusu;
Selçuklu ailesiyle temas rivayetleri var

Karahanlılar

840 dolayı–1212

Karluk, Yağma, Çiğil (tartışmalı)

Oğuzların doğu komşusu ve rakibi

Gazneliler

963–1186

Türk gulâm kumandanlar
(Alptegin, Sebüktegin)

Horasan'da Selçuklularla savaştılar;
1040 Dandanakan yenilgisi

Memlükler
(Mısır-Suriye)

1250–1517

Bahri dönemde Kıpçak,
Burci dönemde Çerkez gulâmlar

Suriye'deki Türkmen boylarını
(Döğer, Beydili, Avşar vb.) iskân
etti ve kullandı

Altın Orda

1242–1502

Cengiz soyu hanedan;
Kıpçak halk

Oğuz dışı; Kıpçaklaşan bir Moğol devleti

Timurlular

1370–1507

Türkleşmiş Moğol Barlas oymağı;
Karluk-Çağatay dili

Akkoyunlu ve Karakoyunlularla savaştılar;
Anadolu'yu 1402'de işgal ettiler

Kazan ve Kırım
hanlıkları

1438–1552 /
1441–1783

Cengiz soyu hanedan;
Kıpçak halk

Kırım Hanlığı Osmanlı hâkimiyetine girdi

Babürlüler

1526–1858

Timurlu hanedanı

Oğuz dışı; Safevilerle ittifak ve
rekabet ilişkisi içindeydi

 

Kaynaklar: Bu makale internette bulunan TDV İslam Ansiklopedisi ve Wikipedia’nın ilgili sayfaları ile Youtube’daki ilgili videolardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

·    TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki kaynaklar: “Oğuzlar”, “Bozoklar”, “Üçoklar”, “Kayı”, “Bayat”, “Karaevli”, “Yazır”, “Döğer”, “Dodurga”, “Avşar”, “Avşarlılar”, “Kızık”, “Karkın”, “Bayındır”, “Peçenek”, “Çavuldur”, “Çepni”, “Salur”, “Eymir”, “Büğdüz”, “Yıva”, “Kınık”. “Beydili”

·    Wikipedia’daki kaynaklar: “Yüreğir”, “İgdir”, “Oğuz Kağan Destanı”, “Dokuz Oğuzlar”, “Oğuz Yabguluğu”, “Oğuzlar”, “Oğuz Boyları”, “Anadolu Beylikleri”,

·    Youtube’daki kaynaklar:

o   https://www.youtube.com/watch?v=5CziDV8t53M

o   https://www.youtube.com/watch?v=rhaHvoU6Z8o

o   https://www.youtube.com/watch?v=5CziDV8t53M&t=111s

o   https://www.youtube.com/watch?v=In7bSwaGvsk&t=19s

o   https://www.youtube.com/watch?v=2EKD696c3HY

o   https://www.youtube.com/watch?v=9B8cnyWAZeU

o   https://www.youtube.com/watch?v=NdcQQQ4uMDQ

o   https://www.youtube.com/watch?v=osqSzPjX1Ps

 

Not: Bu makale 2026 yılında yapay zeka yardımıyla güncellenmiştir. Yapay Zeka’nın başvurduğu kaynaklar aşağıdadır.

·    Kâşgarlı Mahmud. Divânu Lugâti't-Türk (1070'ler).

·    Reşidüddin Fazlullah. Câmiu't-Tevârih, Oğuz tarihi bölümü (14. yüzyıl başı).

·    Yazıcızâde Ali. Tevârih-i Âl-i Selçuk (II. Murad dönemi, 15. yüzyıl).

·    Ebülgazi Bahadır Han. Şecere-i Terâkime (1659–1660).

·    Ebû Bekr-i Tihrâni. Kitâb-ı Diyârbekriyye (15. yüzyıl, Akkoyunlu saray tarihi).

·    Aziz b. Erdeşir-i Esterâbâdi. Bezm ü Rezm (14. yüzyıl sonu, Kadı Burhâneddin sarayı).

·    Dânişmendnâme (destani anlatı).

·    Dede Korkut Kitabı.

·    Oğuz Kağan Destanı, Uygur harfli nüsha. W. Bang ve G. R. Rahmeti (Arat) neşri, 1936.

·    İbn Fadlân. Seyahatnâme (922 yolculuğu).

·    Sümer, Faruk. Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri – Boy Teşkilâtı – Destanları. İlk baskı Ankara, 1967; sonraki genişletilmiş baskılar.

·    “Selçukluların İslâm Öncesi Dini İnanışlarının Kanıtı Olarak Selçukoğullarının İsimleri.” Turkish Academic Research Review. https://dergipark.org.tr/tr/pub/tarr/article/1195722

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder